29 Aralık 2013 Pazar

Kızma bana

 Vapurda takkeli genç kocasıyla kıkırdaşarak bir kağıt helvayı bölüşen kara çarşaflı kadın, özür dilerim. İnsan olduğun gerçeğini, özgürlüğünü kısıtlayan düşüncenin ardında fark etmediğim için özür dilerim. Ben çarşaflı kadınların gülüştüklerini bilmezdim. Kızma bana, gülen mimiklerini örterken sen, kör olmayanlar için bunu fark etmek zor bir iş. Ben ki iyi yürekli olduğu sürece herkesin ve her yönelişin kabul edilebilir olduğuna inanan biriyim-öyle sanırdım. Mayıstan beri çok değiştim, çok yeni şeyler yaptım.

Mesela, hayatımda ilk defa bir trans bireyin neşeli bir fotoğrafını çektim, çok güzel gözüktüğünü söyleyerek. İlk defa hiç tanımadığım biri, 30 yıldır gezdiğim İstanbul’da, elimdeki poşetleri taşımak için yardım etmek için davrandığında, onun bir hırsız/sapık/deli olma ihtimali aklıma gelen ilk şey olmadı. Yine ilk defa, tanımadığım birinin acısı, tanıdığım birinin neşesinden daha önemli, daha canhıraş koşulasıydı.
Ben ilk defa bu kadar ben oldum çarşaflı, belki de güzel kadın. Çocukken dalından meyve kopardığım ağacın, canını acıttığımı sanarak içinden özür dileyen ben, ilk defa bunun saçma olmadığını düşünen bu kadar çok insanı buldum yollarda. İnsan içinde öfke taşırken de iyi hissedebiliyormuş bunu gördüm. Çünkü en kötü kabuslar, bağırdığın ama sesinin bir türlü çıkmadığı karabasanlardır. Sesimin duvara çarpıp geri dönse de, çıktığını gördüm.
Sana bunları anlatabilmeyi isterdim iyi insan olduğunu bildiğim kadın. Ve anlatsam, yürekten anlamak istemesen bile duymak isteyeceğine eminim. Çünkü sevdiğinle vapurda tek bir kağıt helvayı eşit bölüşmek hepimiz için yaşam. Yani yanyana ve bölüşebilir mesafede. Ve kimsenin elindeki kağıt helvayı alıp yerine keçi boynuzu yemen gerektiğini söylemediği. Ben seni anladım galiba, umarım sen de beni...


0 yorum: