<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389</id><updated>2011-12-09T22:28:29.747-08:00</updated><category term='zaman'/><category term='rakı balık'/><category term='ertelemek'/><category term='tasarım'/><category term='krallık'/><category term='bozcaada'/><category term='vatandaşlık'/><category term='istanbul film festivali'/><category term='iksv'/><category term='harlequin'/><category term='susam sokağı'/><category term='küçük prens'/><category term='çamlıca gazoz'/><category term='can dündar'/><category term='27 yaş krizi'/><category term='nur teker'/><category term='cold play'/><category term='ütopya'/><category term='blog'/><category term='mutluluk'/><category term='ıssız adam'/><category term='yazı'/><category term='popüler kültür'/><category term='türk filmi'/><category term='annelik'/><category term='müzik'/><category term='muppet show'/><category term='süt kutusu'/><category term='çocukluk'/><category term='mustafa'/><category term='the fall'/><category term='Nazım Hikmet Ran'/><category term='fetiş fotografçılıgı'/><category term='büyümek'/><category term='gitmek'/><category term='şiir'/><category term='çağan ırmak'/><category term='milkyhead'/><category term='notebook'/><title type='text'>Cellar     Door</title><subtitle type='html'>Is Everybody In?</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>28</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-7807234690320690152</id><published>2010-04-25T12:07:00.000-07:00</published><updated>2010-04-25T12:07:17.077-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>içim yarım, ne yalan söyleyelim. yalan söylenecek birşey de yok, yarım işte. küçük erik gibi, mevsimsiz kokusuz çilek gibi, içi boş çekirdek tanesi gibi. tüm örnekleri sadece yiyecekle vermem kadar yavan ve kısır. iş-aşk-sağlık-aile çokgeninde çok gelişmeli az destekli senli benli bir yaşam. anlat dediklerinde traji komik vurgularla olayları yalayıp geçtiğim. bir gün de "geliyorum çay demleyin" diyemediğim, her duygusuna bana bana anlatamadığım. açık havada bol kilometreli&amp;nbsp;üç istanbul günü bile tadımı getirmedi tam. çok dolu kafa be arkadaşım. liposuction deseler, "derim sarkar mı" demeden girerim o saniye. yapılacak işler listesi hiç kabarık değil, ama üç büyük baş hayvan yayım yayım çökmüş baş köşeye, gözümün içine baka baka geviş getiriyor.&amp;nbsp;hani sihirli değnek fantazisini bırakalı çok oldu da, bir ipod touch dokunmatikliğinde çözesim var herşeyi. &lt;br /&gt;yazasım da yok be arkadaşım.. rahvan gitsin az daha, bi gayret doğrulttuğumda bambaşka bir yaşam. binbir deredeki, binbir&amp;nbsp;dert, çözülüp kayacak işte üç vakte. ha gayret gülüm, ha gayret...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-7807234690320690152?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/7807234690320690152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=7807234690320690152' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/7807234690320690152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/7807234690320690152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2010/04/icim-yarm-ne-yalan-soyleyelim.html' title=''/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-1345632028181843756</id><published>2009-11-28T13:27:00.000-08:00</published><updated>2009-11-28T13:27:38.389-08:00</updated><title type='text'>biraz ilişmeyin...</title><content type='html'>Büyük bir gürültüyle parçalanan camların içinde otururken, bir yerim kesilmedi diyor, herkesin üçüncü bir gözü kandırırcasına buna inanıyormuş gibi yapıp vicdanlarını rahatlatmalarını izlemekten&amp;nbsp;sıkılmıyordu. Kanıyordu işte heryeri, kesilince&amp;nbsp;kanar ya insan. Sessizliği kabullenişten değil, uğraşmaya mecali olmadığındandı. Çok da uzun zaman önce değildi susup geçmesini beklemeyi öğrenmesi. Güçsüzlüğünden değil, gücünü tüketmeyecek kadar değerli bulduğundandı. Doğanın adaletine inanıyordu. Haksızlığa uğrayınca iyiliklerin de kendine geleceğine inandığı için geçsin diye sessizce bekliyordu. Çocukken öğretilmiş bir tekamül zinciri. Bir pagan ayiniyle toprak anaya kanını sunar gibi, deniz suyuyla yaralarını temizler gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-1345632028181843756?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/1345632028181843756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=1345632028181843756' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1345632028181843756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1345632028181843756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/11/biraz-ilismeyin.html' title='biraz ilişmeyin...'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-5783066369466174909</id><published>2009-11-18T13:08:00.000-08:00</published><updated>2009-11-18T13:10:06.470-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='büyümek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zaman'/><title type='text'>nereden çıktı, bahara değmişken, bu kokusuz yağmur?</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="color: #444444;"&gt;26 Nisan 2008&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;Zamanın akışkanlığını bölerdi belki kelimeler güçlü olsaydı. Zayıf, tizden bir “re” notası gibi uzaktan bakıp kalmıştı zamana. İnanıyordu ki güçlü bir ses ancak Duré’nin sonu olur –anın bölünmezliğini kıracağına inanıyordu işte çocuk…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SwRiGZ3f2FI/AAAAAAAAAJ0/pukd-w59M7Y/s1600/untitled.bmp" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SwRiGZ3f2FI/AAAAAAAAAJ0/pukd-w59M7Y/s320/untitled.bmp" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;Büyümek sebepsiz bir acıydı; hani şu “Neyin var?”lara, “Bilmem” dediklerimizden. Büyümekten korkmam diyen, ukala bir çocuktu oysa. Dışına bile akamıyordu şimdi gözyaşları. Gömdüğü her cenazenin ardından ellerindeki toprağı silemiyordu; bunca yıl içtiği devrim türkülerine ve ucuz aşk şiirlerine kıyamadığından. Biriken toprak kalıntılarından ellerini göremiyordu artık. Varlığını hissetmek elleri olduğunu bilmeye yetmiyordu. Kalıntıları silecek kadar yeniden başlayamıyordu hiç, kalıntıların öykülerini yıkayıp atmaya cesaret edemiyordu. Ondandı belki de hep “görülen geçmiş zaman” çekimli olumsuz fiillere sığınması… Ama zaman hep sayısız öyküye dönüşen, şaşalı cümleler ekliyordu belleğine… Yeni Dalga filmlerine öykünen cümleleri –sanata saygıdan demeli belki de- duyulmamış sayamıyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;Katliamdı her filmin sonu; kanı akmadan bitmiyordu, kanı akmakla bitmiyordu. Kesilmesi yasaklanan “Tanık Ağaç” gibi kalıyordu her katliamın sonunda. Fanuslarını kıramıyor, kentin en fahişe güneşine kavuşamıyor, köklerinden beslenemiyordu. Görülen geçmiş zaman çekimli olumsuz fiillerini durdurmak için, ellerinde toprak kalıntıları ve zihninde Yeni Dalga filmleriyle susmak için, kentin hiç bulamadığı dehlizlerinde kaçıyormuşçuluk oynuyordu: kutsal üç nokta anlatmaya devam etsin diye...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-5783066369466174909?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/5783066369466174909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=5783066369466174909' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/5783066369466174909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/5783066369466174909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/11/nereden-ckt-bahara-degmisken-bu-kokusuz.html' title='nereden çıktı, bahara değmişken, bu kokusuz yağmur?'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SwRiGZ3f2FI/AAAAAAAAAJ0/pukd-w59M7Y/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-4072811989004533643</id><published>2009-09-15T12:46:00.000-07:00</published><updated>2009-09-15T13:10:04.241-07:00</updated><title type='text'>Parça işi hüzünler yapışır oldu…</title><content type='html'>Üstüste geldi be memleketim ana haber bültenleri ve dönem belgeselcileri. Siz de az durmadınız şarkılar. Üstüme parça işi hüzünleri yapıştırıp gittiniz. Parça işi ağlamalarla, sahiplenemediğim bir eğreti duyarlı insan tavrı kaldı yüzümde. Metreyle almış olsam hüznümü, huysuzluğuma “neyin var?” diyene, metre metre göstereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer dava adamı değilsen (ki gün, 24 saat dava adamı mı kaldı memleketimde) ya da toplumsal korumacılık üst başlığında kıytırık da olsa bir yardım derneğinin kendini paralayan üyesi olmadıysan benim gibi oluyorsun. Haber bültenleri kadar üzülüp, iki saat sonra başka birşeye güldüğünde anlamsız bir utanç basıyor. Şirkette internet üzerinden sel haberlerini gördüğün an yaşadığın şaşkınlıkla karışık acıyı “arkadaşlar şu an insanlar ölüyor biryerlerde” gibi kıytırık bir cümleyle ifade edebiliyorsun. Sabah Ali Nesin’in mektubunu okuyup usuldan masanda ağlıyorsun. Aziz Nesin’in kaybettiğin baban olduğuna bir kez daha emin bir hüzün basıyor bir kez bile kıçını kaldırıp gitmediğin Nesin Vakfı’nın halini görünce. Oturduğun masadan lanet olası internet bankacılığıyla elinden geleni aktarırken bile utanç basıyor eğreti sahiplenişinden dünyayı. Çok kereler niyetlenip de temizliğe el atmaya gidemiyorsun. Kaybolan minik bebeğin, yüzyüze olmasa da tanıdığın birinin kızı olduğunu duyuyorsun. Aklın almıyor otobanda insanların sel ile ölebileceğini. Haber bültenleri kadar üzülüp, hassas diş gibi soğukta sızlıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül belgeselleri dönüyor çizik, sepia renklerde. Dönemin sendika ileri gelenleri çıkıp 77’nin Kanlı 1 Mayıs’ını anlatıyor ezberlediğim cümlelerle. İlk kurşunun atıldığı yeri görebiliyorum, panzerlerin sürüklediği Kazancı Yokuşu’nda dava arkadaşlarım var. Öyle ağlıyorum, görsen halimi. Öyle canım yanıyor… Cumartesi annelerine yazılmış bir şarkı çıkıyor karşıma, elimde çerçevesiz bir resimle oturuyorum. Üstüme yapışan parça hüzünler çoğaldıkça birbirine karışıyor. Tanımlanamıyor ama ağırlaşıyor. Bir yandan da “günlük hayatını iyileştirmeye çalışma” ortak misyonuyla normal bir akış. İçim bulanıyor. Ne olabiliyorum, ne çiğ kalıyorum. Lakerda kıvamında pişmişlik derecesi tartışılır bir ben var bende, bende öte, benden ziyade…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bir de Cem Karaca çalıyor ki sorma gitsin...&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-4072811989004533643?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/4072811989004533643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=4072811989004533643' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/4072811989004533643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/4072811989004533643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/09/parca-isi-huzunler-yapsr-oldu.html' title='Parça işi hüzünler yapışır oldu…'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-9202811687147374980</id><published>2009-07-20T13:06:00.000-07:00</published><updated>2009-07-20T13:42:54.643-07:00</updated><title type='text'>Yeni şeyler söylemek lazım…</title><content type='html'>Kalkıp gidelim buradan, yeni bir yaşam kurmanın telaşesinde bu kadar “değişiklik” açı olmayız belki. Yoksa evleneceğiz. Üç beş sene sürmez, açlıktan bir çocuk yaparız belki. Onun hayatının değişikliklerine yamanıp yaşamak bizi menapoza kadar götürür herhalde. Kalkıp gidelim yoksa bu birbirini tekrar eden günlerin içindeki ufacık şeyler daha da büyük gözükecek. İşteyken bilmem ne oldu, bugün trafikte bi adam vardı, dün filme gittim, önceki gün konsere, arkadaşlarla bi içtik ki sorma… Sefil sefil detaylar kocaman farklılıklar gibi gelmeye başladı. Yalan işte, görmüyor musun günlerimizin şablon aynı. Kenar süslerinin içini boyayıp duruyoruz. Mutlak özgürlük ne kadar yoksa mutlak farklılık da o kadar yok günlerimiz arasında. Ne zaman bassa bu düşünceler, birisi çıkıp “senin tatilin gelmiş” diyor. Hadi ya! 7 gün denizde çimince geçecek yani! Bi güneş yağı sürsem ooohh bütün dertlerimden kurtulurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SmTSj0yTEzI/AAAAAAAAAIo/_o3YfE_ZMVk/s1600-h/dom.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360640969384596274" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 140px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SmTSj0yTEzI/AAAAAAAAAIo/_o3YfE_ZMVk/s320/dom.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şehri yeniden inşa etmek istiyorum oysa. Kendime yeni bir şehir kurmak istiyorum. Ahşap tabelasına mavi yağlı boyayla “Domatesli Bahçe” yazmak istiyorum. Kenarına fesleğene benzemesini umduğum yeşil bir şekil çizmek istiyorum. 5 gün Barselona’da, 10 gün Küba’da kalıp, kışları İstanbul’da, baharları güneyde, yazları Bozca’da geçirmek istiyorum. Yan yana çiftlik evlerinden oluşan ve hepsi kocaman bir ortak avluya açılan evlerde, tüm sevdiklerimle birlikte koloni kurmak istiyorum. Alkışlayayım ama ellerim birbirine değmesin istiyorum anlayacağın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar ütopyası olsa da işin, iki renk hap var bilmeden yuttuğumuz. Ya birini yutup değişiklik açı olduğumuzu görüp onu tatmin etmeye çalışıyoruz ya da diğerini yutup küçük eğlencelerimizin günler arasında çok büyük farklılık yarattığı illüzyonuna kapılıyoruz. Yalnız, ikinci hapı yutanlarda, yılda iki hafta parmak arası şıpıdık terlikle yürürken bikiniden taşan göbeği kamufle etmek gibi yan etkiler beliriyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-9202811687147374980?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/9202811687147374980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=9202811687147374980' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/9202811687147374980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/9202811687147374980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/07/yeni-seyler-soylemek-lazm.html' title='Yeni şeyler söylemek lazım…'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SmTSj0yTEzI/AAAAAAAAAIo/_o3YfE_ZMVk/s72-c/dom.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-1434364054496004171</id><published>2009-04-18T13:42:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T02:07:35.325-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küçük prens'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tasarım'/><title type='text'>parle vous...?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/Seo-F96WV8I/AAAAAAAAAIA/450TgnypPBI/s1600-h/_OPEQUENO_m.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326137781558597570" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 187px; CURSOR: hand; HEIGHT: 206px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/Seo-F96WV8I/AAAAAAAAAIA/450TgnypPBI/s320/_OPEQUENO_m.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;O kadar saçma bir hareketti ki, hiç önemsememiş, burun kıvırıp geçmiştim. fakat fransızlar inatla devam etti yaymaya-hem de resmi sitenin büyük reklamlarıyla. düşün ki exupery'nin versiyonu 5 euroya satılırken bu işgüzar kabiliyetsizin kitabı 20 euroya satılmaya başladı. yönetim bilimi kitabı değil ki genişletilmiş baskı yapasın. köküne kadar ayrımcılık yapıyorum ki her haltında bu kadar tutucu davrandığı için gerzek statüsünde değerlendirdiğim fransız halkı, aldı sembollerinden birini uzaylı gibi çizen bu herifi bağrına bastı: Joann Sfar. Küçük Prens'i yeniden çizen adam!&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kötü kedi şerafettin çizgilerine sahip yeni küçük prens bilye gözlü, hin bakışlı, garip şekillerde kucağa oturan çocuk irisi garip bir tip.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yazarın ve uçağın görünümünü hayal gücümüze bırakan yaratıcısına isyan ederek sigara tiryakisi oğlancı tipli bir karakter çizen sevgili Sfar bu işten güzel bir para kaldırdı. zehir zıkkım olmasını diliyoruz, o ayrı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kutadgu Bilig'in başı çektiği 100 temel eser listesinden 2005 yılında MEB tarafından çıkartılan, B612'yi bulan fesli bilimadamını anlatırken isim vermeden Atatürk'ün kıyafet devrimi kısmı yüzünden "diktatör olarak yansıtıyor" sebebiyle Türkiye'de her daim sansürlü basılan eni konu 40 sayfa küçük prens, artık doğduğu memlekette de kelimenin tam anlamıyla p.ç edildi. Vakti zamanında 50 franklık banknotlarn üzerine basılmıştı küçük prensin orjinal çizimi. Avrupa euroya geçti küçük prens ortada kaldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;fakat sinir bozucu olan bu çizimi sıkça gördüğümden beri gözümün önünden gitmemesi. Mickey Mouse'ın kulaklarını çizmesen bir posuğa benzerdi muhtemelen. küçük prensin de saçlarını ve atkısını değiştirirsen ortada herhangi bir çocuk figürü kalmaz mı? kafası amerikan futbol topu şeklindeki çakma küçük prensin atkısı makina örmesi lamswool olduğndan kelli, uçları da sivri değil. &lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SepF0wD1W5I/AAAAAAAAAII/z5hLKPRy12A/s1600-h/lpp2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326146281875528594" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SepF0wD1W5I/AAAAAAAAAII/z5hLKPRy12A/s320/lpp2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın tüm ruhunu yansıtan yalın, temel hatlara sahip çocuk çizimidir -çünkü bunları uçağı bozulan yazarımız çizmektedir ve resim çizmeyi çocukken bırakmıştır, yeteneği o günkü ile aynıdır. çünkü büyüdükçe unuttuğu çocuk algılayışını ortaya çıkaran, kendini o günkü bakış açılarını temsil eden küçük prensle özdeşleştirmesine sebep olan işte bu çizimledir zaten. yani gerçekte var olmayan kendi içindeki çocuğun ortaya çıkma ve tüm dünyayı sorgulama sebebidir, kendiyle hesaplaşmasıdır bu çizimler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;haliyle bu şartlarda uçağı bozulan oğlancı tipli tiryaki yeni yazarımız bir grafiker oluyor. içindeki çocuk ortaya çıkmıyor, kendiyle hesaplaşmasına gerek kalmıyor, kitabı yazmanın da bir alemi yok. İnan ki kızmıyorum. sadece öyle gönül rahatlığıyla, kocaman bir "aptal" diyorum. yani koca fransa kitabın ve içindeki çizimlerin neyi temsil ettiğini anlayamamış, yüz yıldır sansürlü okuyan bir türkler anlamışız öyle mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;aslında bu çizimin isyanı da yine kitabın içinde var. hem de en sevdiğim cümlesinde:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Senin ülkendeki insanlar dedi Küçük Prens, tek bir bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar... Aradıklarını da burada bulamıyorlar..."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-1434364054496004171?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/1434364054496004171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=1434364054496004171' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1434364054496004171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1434364054496004171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/04/parle-vous.html' title='parle vous...?'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/Seo-F96WV8I/AAAAAAAAAIA/450TgnypPBI/s72-c/_OPEQUENO_m.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-1829224072587655574</id><published>2009-04-15T01:52:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T06:24:15.158-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='süt kutusu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blog'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tasarım'/><title type='text'>Pastorize Tasarım Blogu: Süt Kutusu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SeW0KVBI6hI/AAAAAAAAAH4/VF9KPCMxq0U/s1600-h/sutkutusu.jpg.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324860223969094162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 140px; CURSOR: hand; HEIGHT: 216px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SeW0KVBI6hI/AAAAAAAAAH4/VF9KPCMxq0U/s320/sutkutusu.jpg.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.sutkutusu.com/"&gt;http://www.sutkutusu.com/&lt;/a&gt; &lt;div&gt;takip ediyorum. acaip keyif alyorum. her yeni yazıda şaşkınlık ifadeleri döküyorum. süt kutusu son zamanlarda rastladığım en keyifli blog!&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;herşeyden önce ömrümü tüketip uzun uzun yazılarını okumam gerekmiyor. herşey basit: dünya üstünde birileri akıllıca bir şey yaratmış. kocaman fotografı var, gözü olan da görsün olmayan da. altına 3 satır açıklama-"kim yapmış, ne yapmış, niye beğendik, anından öpüyoruz"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;yormuyor, sürekli güncelleniyor, şaşıyor, şaşırtıyor, bağımlılık yaratıyor. gece yatmdan sütünüzü içip tatlı tatlı uykuya dalınız diye...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-1829224072587655574?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/1829224072587655574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=1829224072587655574' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1829224072587655574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1829224072587655574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/04/pastorize-tasarm-blogu-sut-kutusu.html' title='Pastorize Tasarım Blogu: Süt Kutusu'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SeW0KVBI6hI/AAAAAAAAAH4/VF9KPCMxq0U/s72-c/sutkutusu.jpg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-1190747009128424064</id><published>2009-04-03T01:13:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T15:32:04.351-07:00</updated><title type='text'>tag cloud of my insider song</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SdaN40VFBEI/AAAAAAAAAHw/ARRRA_XuZ6g/s1600-h/tagg.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320596017044063298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 251px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SdaN40VFBEI/AAAAAAAAAHw/ARRRA_XuZ6g/s400/tagg.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-1190747009128424064?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/1190747009128424064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=1190747009128424064' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1190747009128424064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1190747009128424064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/04/tag-cloud-of-my-insider-song.html' title='tag cloud of my insider song'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SdaN40VFBEI/AAAAAAAAAHw/ARRRA_XuZ6g/s72-c/tagg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-5799113647592326955</id><published>2009-03-21T13:49:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T06:26:11.486-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul film festivali'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iksv'/><title type='text'>Şehr-i İstanbul'da 28. Film Nümayişi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/ScVZ5XmoGnI/AAAAAAAAAHg/4GyBmB906TI/s1600-h/logoFyeni.jpg"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5315753777304181362" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 126px; CURSOR: hand; HEIGHT: 52px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/ScVZ5XmoGnI/AAAAAAAAAHg/4GyBmB906TI/s400/logoFyeni.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; Benle yaşıt İstanbul Film Festivali. Her sene bunun sevincini "bilmemkaçıncı İstanbul Film Festivali" diye boy boy afişleri görünce yaşıyorum. Son güne kaldık kitapçık almakta, bir gecede yalayıp yutup seçtik filmlerimizi. Yaşlandıkça, eskilerin tadını aramak gibi bir yaşlı psikozuna girsem de bu sene festivalin "yıkıldığını" söyleyemeyeceğim. üstelik her yıl hevesle beklediğim festival afişi de bu kadar kaypak işi olur!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Her sene baskın bir ülke olur festivalde, ya da bana öyle gelir. Bu sene de dayamışlar kuzey ülkelerini, İsveç soğukluğunda tepkisiz, ödülsüz film kaynıyor. pirinç misali dürte dürte sıcak ülke filmlerini işaretledik. Bu yıl farklı olarak -az biraz duygusal baskı sonucu-eski yapımları da dev ekranda izleyeceğim. Pintiyim ya, kıyamıyorum korsana düşen filme festivalde gitmeye. Haksız da sayılmam, h.içi zaman dar, h.sonuna da kaç tanesini yakalayabilirsin ki... yine de biliyorum ki bu yıl en keyifli yıllarından olacak çünkü ilk defa sarı-damar bir klasikçi olsa da çok iyi bir festival eşim var. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Hadi bakalım filmlerimizi seçtik, gazamız mübarek olsun!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=1&amp;amp;SID=18&amp;amp;FID=123"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ÜSTATLAR KAHVESİ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Buena Vista'nın tangolusu :) Tonton teyzelerin, sevimli amcaların ağzından tango tarihi. Naif, huzurlu bir belgesel. gitmeden mp3 playerınıza güzel klasik tangolar yükleyin, çıkışta kendinize güzel bir kahve ısmarlayın, ohh mis gibi bir başlangıç yapın festivale.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=2&amp;amp;SID=15&amp;amp;FID=82"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;GİR KANIMA&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Çok iddialı, mutlaka gidilmeli. Fantastik, romantik, ödüllü, üstelik de vampir filmi! İsveç yapımı soğuk ülke filmi demeyin, vampirli dedik zaten. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=3&amp;amp;SID=20&amp;amp;FID=142"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;İNTİ-İLLİMANİ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: NTV belgesel kuşağı'nın en başarılı filmi. Şili direnişini simgeleyen yasaklı İnti-İllimani grubunun öyküsü. Film seçkilerinde müzik üstüne belgeselleri başarılı ayıklıyor IKSV. Hiç olmadı iki saat müzik dinlemiş olursunuz, gidin!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=5&amp;amp;SID=15&amp;amp;FID=86"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ABSÜRDİSTAN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; Kusturica kokulu Alman-Azeri yapımı. Çok arkasında duramayacağım ama keyifli olduğu kesin. Festival demek kahır kahır film görmek demektir tezini çürüten bir komedi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=7&amp;amp;SID=17&amp;amp;FID=116"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;İT İTİ ISIRIR&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: City of Gods'ı fazlasıyla hatırlatıyor, onun kadar basarılıdır diye umuyorum. Üstelik Kolombiya'dan çıkan oscar adayı bir ilk film... Kolombiya film endüstrisi hakkında ne biliyosun ki dersen, çok konuşmayın da izleyin derim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=8&amp;amp;SID=17&amp;amp;FID=102"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;TULPAN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: Almanya-Kazakistan-Polonya-Rusya-İsviçre ortak yapımı, çok ülkeli filmlerin tadı başkadır zaten ama Tulpan dolu dolu ödüllü bir komedi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=8&amp;amp;SID=16&amp;amp;FID=98"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;AGNÈS'İN PLAJLARI&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: Fransız yeni dalga'nın annanesinin 80 yaşında çektiği 2008 yapımı filmi. Yaşınızdan başınızdan utanın, kadın yapmış kalkın gidin.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=9&amp;amp;SID=20&amp;amp;FID=145"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;REMBRANDT: İTHAM EDİYORUM&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: bunu ben seçmedim, hatta tablodan film mi olur dedim, üstün üff ne ağırdır bu şimdi bayıltır insanı da dedim yine de merakımdan gidiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=9&amp;amp;SID=20&amp;amp;FID=154"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;CSNY DÉJÀ VU&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: bunu da ben seçmedim, ama çamur atmayacağım. Neil Young'ın isyankar belgeseli. hem çlıyor hem çekiyor diyelim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=13&amp;amp;SID=2&amp;amp;FID=9"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;TONY MANERO&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: İşte bu komik! Cumartesi gecesi ateşi'nde John Travoltayı o beyaz takım içinde gördüğümde hala gülüyorum. İşte bunu takıntı haline getiren bir adamın çoook komik hikayesi. Dünya yıkılsa da tek derdi Tony Manero olmak... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=15&amp;amp;SID=27&amp;amp;FID=196"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;VIVA ZAPATA!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: Bahsettiğim klasiği dev ekranda seyretme keyfi için seçilen film. Ben dedim ediz Hun'un oynadığı Son Kuşlar'a gidelim diye ama çekirdek çıtlamama izin verilmediğinden daha ulusal bir seçim yaptık. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=15&amp;amp;SID=2&amp;amp;FID=1"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;RUMBA&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: Bence çok başarılı-hissediyorum. Filmin 3 yönetmeni var ve hepsi de filmde oynuyor. Çok renkli, kımıl kımıl &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=16&amp;amp;SID=16&amp;amp;FID=92"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ZAMAN VE ŞEHRE DAİR&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: bunu da ben seçmdim ama görselliği çok kuvvetli, gidilir mi gidilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=16&amp;amp;SID=16&amp;amp;FID=96"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;SİSLERİN İÇİNDEN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span &gt;: Bunu ben seçmedim, gidip de beğenmezseniz mesuliyet almam. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-5799113647592326955?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/5799113647592326955/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=5799113647592326955' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/5799113647592326955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/5799113647592326955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/03/sehr-i-istanbulda-28-film-numayisi.html' title='Şehr-i İstanbul&apos;da 28. Film Nümayişi'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/ScVZ5XmoGnI/AAAAAAAAAHg/4GyBmB906TI/s72-c/logoFyeni.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-2012975746450236175</id><published>2009-03-04T11:04:00.000-08:00</published><updated>2009-05-15T06:26:42.195-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blog'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milkyhead'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tasarım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nur teker'/><title type='text'>The Goddess of Monsteria</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/Sa7S-8YOACI/AAAAAAAAAHI/S9U2zAElLwQ/s1600-h/nur.jpg"&gt;&lt;span &gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309412989517824034" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 224px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/Sa7S-8YOACI/AAAAAAAAAHI/S9U2zAElLwQ/s400/nur.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span &gt;Sivri burunlu, ince topuklu, fazlasıyla dişi bir ayakkabının üzerine waterproof boya kalemiyle jelibonlu gülen canavarlar dünyası çizmek! Cümle haline getirildiğinde bile “kafaya bak” dedirtecek kadar hayal dünyamı zorlayan bu işi 23 yaşında İzmirli bir kız gayet de ayık kafayla yapıyor. Hatta o kadar ki, tasarımlarına deviant sayfasında rastladığımda beğenip satınaldığı İtalyan ayakkabıların fotoğrafını çekmiş sandım-hem de uzun zaman boyunca. E tamam, bende eşeklik ki sayfayı adam gibi incelememişim ama kimin aklına gelir bu ufacık tefecik yaratığın içi topu turşucuk çıkacağını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nur Teker –namı diğer milkyhead- muhtemelen eline geçirdiği her şeyi boyayarak ve yine muhtemelen yarattığı şeyin ne kadar başarılı olduğunun farkında olmayarak başladığı bu işle ufaktan da olsa duyulmaya başladı. Arena dergisinde roportajı yayınlandı, Galatasaray'daki Lazy'de ürünleri satılıyor-hata hemen tükeniyor. Fakat çoktan Milano’da tasarım haftasında eserlerini sergiliyor olmalıydı. O kadar hastası sevdim işlerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ayakkabıyı alıp ispirtolu kalemlerle boyama işini Adidas daha 2 sene önce keşfetmiş olsa da, Nur’un tasarımları çoktan almış yürümüş. Tasarımları ikonlar, boş alanlardaki sembollerden oluşsa biraz daha normale yakın olabilirdi elbet. Ama o ufak yüzeyler üzerinden koca bir dünyayı tüm detaylarıyla yaratıyor. Her bir köşesinde rengarek canavarlar, jelibonlar, şekerler, tabelalar, pamuk bulutlar, gaudi renklerinde binalar yükseliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/Sa7Sux3x2II/AAAAAAAAAHA/fKOEp_NDPqE/s1600-h/nur2.jpg"&gt;&lt;span &gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309412711819499650" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 241px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/Sa7Sux3x2II/AAAAAAAAAHA/fKOEp_NDPqE/s400/nur2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;Ee ben şimdi niye pazarlamacı gibi bunu yazıyorum kendi bloguma dersek, sanırım bu küçük jelibonun uç noktalardaki başka kafası beni fazlasıyla etkiledi. Hem yarattıklarına şaşkınlığım hem her şeyin el yapımı ve özel tasarım olması hem de bir an önce ün salıp dünyaya açılması isteği. Yok yok şu an Avrupanın biyerlerinde moda tasarmı yapıyor olmalı. İnsanlar yeni tasarımlar için sırada beklemeli, tüm dergiler gavurca başlklarda Milkyhead yazmalı… evet evet, acil,derhal, hemen şimdi…&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span &gt;MUTLAKA ZİYARET EDİN! ZİYARET NE DEMEK BİLDİĞİNİZ AÇIN BAKIN EŞE DOSTA FORWARDLAYIN:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://milkyhead.tumblr.com/" target="_blank"&gt;&lt;span &gt;http://milkyhead.tumblr.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=71737377664&amp;amp;ref=mf#/group.php?gid=71737377664"&gt;&lt;span &gt;http://www.facebook.com/group.php?gid=71737377664&amp;amp;ref=mf#/group.php?gid=71737377664&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-2012975746450236175?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/2012975746450236175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=2012975746450236175' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/2012975746450236175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/2012975746450236175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/03/goddess-of-monsteria.html' title='The Goddess of Monsteria'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/Sa7S-8YOACI/AAAAAAAAAHI/S9U2zAElLwQ/s72-c/nur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-7929046361389844345</id><published>2009-02-08T14:29:00.000-08:00</published><updated>2009-03-21T14:45:19.963-07:00</updated><title type='text'>varlığın için...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SY9fVjm2foI/AAAAAAAAAGg/N55bV8tXu4U/s1600-h/klimt.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300560110378450562" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 128px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SY9fVjm2foI/AAAAAAAAAGg/N55bV8tXu4U/s200/klimt.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;Zordu… Yan yana, üstesinden gelmek de denmez ya hani; içimiz buruk, kırgın biraz neye ve kime olduğunu bilmeden, geçip gitti de denmez elbet; bir iz bıraktık. İçimizde, pek küçük olmayan ama gözden uzak bir köşeye koyduğumuz bir çizik bıraktık. Bizim çiziğimiz, sahip çıktığımız kendi burukluğumuz. Susup bakıştığımız, dudaklarımızın büküldüğü, usulca sarıldığımız… yazılamayan, söylenemeyen, 'keşke'lenemeyen...&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-7929046361389844345?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/7929046361389844345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=7929046361389844345' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/7929046361389844345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/7929046361389844345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/02/varlgn-icin.html' title='varlığın için...'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SY9fVjm2foI/AAAAAAAAAGg/N55bV8tXu4U/s72-c/klimt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-4062229431235348337</id><published>2009-01-20T10:12:00.000-08:00</published><updated>2009-04-15T03:41:21.276-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='büyümek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gitmek'/><title type='text'>Yağmur çamur şeklinde yağabilir</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SXYUZSvLdWI/AAAAAAAAAGI/Kui7_faFvnY/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293440836779603298" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 133px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SXYUZSvLdWI/AAAAAAAAAGI/Kui7_faFvnY/s200/1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;“İstanbul yarın bulutlanacak, sıcaklık 15 derece. Öğleden sonra Avrupa yakasında yağmur görülecek, yağmur çamur şeklinde yağabilir.” Az önce NTV’nin cebime gönderdiği haber özeti. Dikkat olun, üst baş batabilir diye uyarmak mı istemiş, hava kirliliğinden mi dem vurmuş yoksa böyle bir meteorolojik tabir dilimize girdi haberim mi yok bilemedim. Bildiğim hiçbir şey eskisi gibi değil. Hiçbir şey, bırak yıllar öncesini 2 hafta önceki gibi değil. Hava durumu özetleri bile aptal ifadelerle doluyor, bin şekli varken bunu 120 karakterde söylemenin. Bin şekli varken yaşanan krizlerin ve bin şekli varken adalet dengesinin ve bin şekli varken muhalefet yapmanın ve bin şekli varken kamera şovu protestolar yerine etkili eylemlerin ve bin şekli varken dünya dengesinin… Yağmur çamur şeklinde yağabilir diyoruz bin şekli varken. 15 yaşında dünyayı çözmüş, tüm dengelerin nasıl kurulacağını bulmuş, dünyanın tüm sorunlarını sonlandıracak kadar ergenlik ukalalığı yaşarken de aynı şeyleri &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SXYUhoQH2RI/AAAAAAAAAGQ/i9OkikdtAkg/s1600-h/jn.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293440979993876754" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 133px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SXYUhoQH2RI/AAAAAAAAAGQ/i9OkikdtAkg/s200/jn.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;düşünüyordum. Ben bile görebiliyorken gerçekleri, haksızlığı ve apaçık duran çözümü nasıl tüm dünya görmezdi? Komiktir ki tam da bu aralar aynı şeyler üşüşüyor aklıma. Eski öfkem kalmamış artık, galiba bizi uyuşturan bu. “Cehalet mutluluktur”; müdahale edebilecek gücüm var sandığım 15 yaş cahilliğine hasretim. Dönüp dolaşıp tek bir insan-birey faktöründe kilitlenen tüm dengeler inandığım büyük ütopyadan, kendi yapay ütopyamı kurmaya yönlendirse de artık bu toprakları bile bana sunacağından emin değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakıp gidebilirim çok da fazla düşünmeden ardımda kalanları. İsteyen gelir zaten ki gideceğim yeri istediğimiz için hepimiz beraberiz. Gelmese de kimse, kış günü kapalı hava hüznüyle değil ama domatese can verebilecek bir güneşli günde gidebilirim iyot kokulu ütopyama. Her denge değişir ve inançlarım çok güçlü adil zamanlara. Başkasını özgür bırakacak özverideki her hareket insanın kendisini özgür kılar. Sevgi zaman aşımına, işe güce, o günkü ruh haline yenik düşmez. &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SXYWDXJjJ-I/AAAAAAAAAGY/E99klywgWdc/s1600-h/GirlHospital.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293442659030083554" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 189px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SXYWDXJjJ-I/AAAAAAAAAGY/E99klywgWdc/s200/GirlHospital.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Biz yalnızca kolay bahaneler üretmeyi severiz özgürlüğü engellerken ve sevgimizi göstermezken. İşte bu bahanelerin ucuzluğuna yenik düşmemek için bırakıp gidebilirim, kimi anlarda onlardan birine dönüştüğümü fark ederken. İnsanoğlu çiğ süt emmiş, aldıkça fazlasını ister ya. Azıyla yetindiğim mutlu günlerim var oysa-elektrik kesintilerinde zamanın tükenmediği. Çok sözüm var söylenecek ama inançlarım kırar diye korkuyorum çok söylemek-çözümü basit dört işlemken karmaşık denklemlere kan bulaşmış çünkü çoktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman Kadir İnanır’ın Ceza filminde söylediği gibi “Lanet Olsun Atom Fiziğine”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;fotograflar: James Nachtwey&lt;br /&gt;"I am a witness and I want my testimony to be honest and uncensored. I also want it to be powerful and eloquent and do justice to the people I’m photographing."&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-4062229431235348337?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/4062229431235348337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=4062229431235348337' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/4062229431235348337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/4062229431235348337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/01/yamur-amur-eklinde-yaabilir.html' title='Yağmur çamur şeklinde yağabilir'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SXYUZSvLdWI/AAAAAAAAAGI/Kui7_faFvnY/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-1754639203771212035</id><published>2009-01-05T13:41:00.000-08:00</published><updated>2009-04-15T03:20:39.389-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatandaşlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nazım Hikmet Ran'/><title type='text'>Serbest Nazım Ölçüsü Zincrlikuyu'ya Sığmaz</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.yesilcam.gen.tr/yazarlar/erhan/Nazim_hikmet.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 154px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px" alt="" src="http://www.yesilcam.gen.tr/yazarlar/erhan/Nazim_hikmet.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kimi siyasi damarlılar için "yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimi romantikler için "mavi gözlü bir devdi, minnacık bir kadını sevdi" &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimi Cem Karacacılar için "hava kurşun gibi ağır" ve "ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimi hasretlikler için "daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı" &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimi ayrılamayanlar için "külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimi isyanlar için "Yağmur çiseliyor, gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir" &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimi tekil kanlar için "Bu gemi bir kara tabut, bu deniz bir ölü deniz"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimi aşıklar için "Ne güzel şey hatırlamak seni"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daha nice kimileri için bitmeyen dizelerdir, ikonlardır, Abidin Dinodur-Mutluluğun resmidir, Pablo Nerudadır, Yevtuşenkodur, Sartredır, Ferayedir, Şeyh Bedreddin Destanıdır, Harp Okulu Olaylarıdır, Livaneli şarkılarıdır, yakışıklı adamdır, yasaklı şairdir, bizim Nazımdır ve bir o kadar serbest nazımdır...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hepimiz içinse zaten Nazım Türktür, Nazım vatan-daştır&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne TC Kimlik numaralı ölüm kaydına, ne de oyçokluğuna hacet yoktur. Ben Nazımı yasaklı sevdim, AKP onaylı değil...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;NTV Haber-Nâzım Hikmet yeniden vatandaşlığa alınıyor:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/471240.asp"&gt;&lt;em&gt;http://www.ntvmsnbc.com/news/471240.asp&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-1754639203771212035?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/1754639203771212035/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=1754639203771212035' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1754639203771212035'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1754639203771212035'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2009/01/serbest-nazm-ls-zincrlikuyuya-smaz.html' title='Serbest Nazım Ölçüsü Zincrlikuyu&apos;ya Sığmaz'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-2928526167105370276</id><published>2008-12-28T13:14:00.000-08:00</published><updated>2009-04-15T03:28:35.658-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rakı balık'/><title type='text'>mutluyuz di mi...</title><content type='html'>Bırakıp gitmelerin tren garı ayrılıkları kadar acı vermesinden gayrı derdimizi yok. Bu da geçecek yakında, yakını beklemekle avunuyoruz. Beklemenin keyfini çıkaramayan iki telaşlı çocuk. Zaman geçip gidiyor işte; güneş erken batıcı, sabah hemen olucu, paydos geç gelici. Avunuyoruz; gittikçe delirdiğimizi bilirken geriye kalan yarım akıllarımıza bin şükürle avunuyoruz. Kıçımıza kaçan toz pirelerine altmışaltıya üç bir krallık kuruyoruz. Her şey öyle kolay geliyor, öyle bizim için dünya. Ki o dünya yıkılsa, köşede bir küçük yeşil efe açtırıp balık sofrasına kurulacağız; fonda hep mi sevdiğimiz şarkılar, hep mi taze biter topik.. Dünya yıkılsa, altında beraber birer tek rakı, bas bariton bir Vücut İkliminin Sultanısın söylemeden ölmeyiz biliyorum. Ki beraber ölmenin şekline bile yemin etmişken yerkürenin tek komünist toprağında. Başım dönüyor.. yok rakıdan değil… başım dönüyor, toplama beni.. gerçekliği kaybetmeye başladığımın tek kanıtı bu…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-2928526167105370276?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/2928526167105370276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=2928526167105370276' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/2928526167105370276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/2928526167105370276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/12/mutluyuz-di-mi.html' title='mutluyuz di mi...'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-1359188007035627059</id><published>2008-12-02T13:34:00.000-08:00</published><updated>2009-05-15T06:28:23.775-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi</title><content type='html'>&lt;span &gt;tüm gece okunur mu baştan sona insan aklında bir şiir... hani dilimize takılan şarkılar gibi, durmadan başa sararak kalabalıkların içinde.. susmazken beynimdeki ses ve müzik alkolden beter sarhoş ederken durmadan başa sarar mı aynı şiir. hem de "durma kendini hatırlat" derken bir dizesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.antoloji.com/w/siir/siir.asp?siir_id=4067&amp;amp;sair=133&amp;amp;sira=18&amp;amp;adet=45"&gt;&lt;span &gt;http://www.antoloji.com/w/siir/siir.asp?siir_id=4067&amp;amp;sair=133&amp;amp;sira=18&amp;amp;adet=45&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-1359188007035627059?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/1359188007035627059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=1359188007035627059' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1359188007035627059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1359188007035627059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/12/bu-senin-eski-zaman-gizlerin-yalnz-gibi.html' title='Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-2066394120683065936</id><published>2008-11-18T14:44:00.000-08:00</published><updated>2009-04-15T03:27:25.910-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çağan ırmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='popüler kültür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ıssız adam'/><title type='text'>Issız Ada(m) – durdukça demlenen film</title><content type='html'>&lt;em&gt;1 ay sonra gelen EDIT: Gönül istemezdi elbet Taksim boyunca "Anlamazdın" çalsın, bir dönem beyoğlu marşı ilan ettiğimiz polifonik melodiler gibi. Gönül yine istemezdi ki bu kadar suyu çıkarılıp mecburen dalga geçme unsurumuz olsun Çağan'ın herhangi bir filmi. Taktir edersiniz ki gönül hiç istemez bir Reina gencini tavlayamayan sarışın hanım kızımız Alperle özdeşleştirip kendi katarsisinin suyunu çıkarsın. Denecek tek bir şey kalıyor ey canlar, gönül bu malum aka da konuyor boka da...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SSNJN-HUTaI/AAAAAAAAAFw/09Oo5eWeJp8/s1600-h/4x3_wallpaper-5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270136493314428322" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 295px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SSNJN-HUTaI/AAAAAAAAAFw/09Oo5eWeJp8/s320/4x3_wallpaper-5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Popüler kültür mantarı olduk blog açınca. Piyasada ne konuşuluyorsa yapıştırıyorum sayfaya. Ama yazmasam olmaz. Çağan Irmak’ı tüm bölümleri 5 tur izlediğim Çemberimde Gül Oya serisi ile hayatın anlamı ve 80'lerin her evde bulunan yeşil cam şekerliği ilan edebilecek biri olarak özellikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Malumunuz ağladık, fakat yine malumunuz ki bu bir kriter değil! Issız Adam kabul edilmeli ki biraz yavaş ilerleyen, çok da anlatacak vakası olmayan, pek de film olsun diye çekilmemiş bir hikaye aslında. Karakterlerin telaffuzlarındaki sekmeler ve ses tonlarının hiç dublaj Türkçesi barındırmaması, film izlemekten çok tanıdık birilerinin öyküsünü dinlemeye benziyor-işte bu çok güzel. Bir restoran işletmek, küçük dükkanının arka balkonu, kullanılan tüm mekanların tuğla duvarlı olması, hayat kadınlarının görmüş geçirmiş ve sindirmiş şirin tavırları, mutfakta beraber yemek yapma keyfi, sarılmadan uyuyamamak, orta yaşa yakın bir adamın liseli aşık kadar aşka uzak -cinselliğe yakın kalmış hayatı, küfür eden gerçekçi kadınlar, klişelerle dalga geçip aşık olduğu anda klişelerden keyif alan karakterler-ki bu hepimiz oluyoruz aslında- ve çoğu zaman kaçırdığımızı sandığımız mutluluğun gerçekten kaçırdığımız mutluluklar olduğunu anladığımız bir final… Çünkü söylenmeyen sözlerin verdiği ağırlığı taşıyamayarak ağlıyoruz filmin sonunda. Eğer kaçırmışlıkları yoksa izleyenin çok fazla gözyaşı akıtacağını sanmam. Belki de bu yüzden izleyenlere ithaf etmiştir Çağan bu filmi…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SSNJWmBPd7I/AAAAAAAAAF4/x2PSVDincNI/s1600-h/4x3_wallpaper-10.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270136641465317298" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SSNJWmBPd7I/AAAAAAAAAF4/x2PSVDincNI/s200/4x3_wallpaper-10.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Elimi attığım mutluluk elimde kalıyor demiştim, bozuk kapı kolları gibi hepsi. Bir yerlerde birilerine fazla kaldığımızı söyledikleri benliğimiz, ve başka birilerinin bu lafın bir eyyam olduğunu söyleyerek yıktığı inançlarımız. Herşeyinden keyif alırken birlikte kurduğumuz dünyanın, sanki çok bilirmiş gibi inatla reddettiğimiz bilinmez mutlulukları. Bir hikaye vardır ya hani; karşılaştığın insan bir heykeldir ve kendi kilinden katmaya başlarsın ona. sonra bir bakarsın ki kendi şeklini yitirip senin vermek istediğin şekle büründürmüşsün. bu yüzden hep kendini şekle sokamamış küçük heykelleri seçeriz, kolayca istediğimizi yaratabilelim diye; kendi şeklini beğensek de daha fazla kil katamayacağımız insanları istemeyiz. bir süre hayranlık duyup, kilimizi alıp yola çıkarız. İşte Özel Bal da bu durumda der ki: Ben seviyorsam sen bahanesin... &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;buna benzediği için belki sonu, keyif alırken bir anda terk eder gibi bittiğinden bu güzel olabilecek öykü, çok çekti içine beni. yönetmen tanrısıysa bu işin ve 'sonsuza kadar mutlu' yaşatmadıysa karakterleri, hayatımızın bir dönemindeki 'peki neden?' sorusunu sorduğumuz ana geri döndürüyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SSNJlAWHtgI/AAAAAAAAAGA/vnv4gkLUiZQ/s1600-h/4x3_wallpaper-6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270136889050379778" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SSNJlAWHtgI/AAAAAAAAAGA/vnv4gkLUiZQ/s200/4x3_wallpaper-6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Belki fazlasıyla geldiği için başıma, belki restoranı olduğundan Alper’in, belki yemekte papatya koyduklarından cam önüne, belki Puslu Kıtalar Atlası okuduğundan Ada, benim için bu kadar özelken Une Belle Histoire çalmasından, sokakta koşuşan aşk telaşında, belki benim kadar korkuları varken hadi bakalım diye tuttuğu mutluluk elinde kaldığından, belki de aşk film repliklerine duyulan hayranlıktan yani bir sebepten çok sevdim filmi. Hem de hiç sinematografik olarak eleştiremeyecek kadar. Ben sanırım Çağan’ın anlattığı hikayeyi sevdim yalnızca. Güzel hikaye anlatanları dinlemeyi sevdiğim gibi.. bizim gibi biraz…&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-2066394120683065936?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/2066394120683065936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=2066394120683065936' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/2066394120683065936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/2066394120683065936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/11/issz-adam-une-belle-histoire.html' title='Issız Ada(m) – durdukça demlenen film'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SSNJN-HUTaI/AAAAAAAAAFw/09Oo5eWeJp8/s72-c/4x3_wallpaper-5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-344608892212419882</id><published>2008-11-13T11:10:00.000-08:00</published><updated>2009-05-15T06:29:50.430-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türk filmi'/><title type='text'>Une Belle Histoire</title><content type='html'>&lt;span &gt;Her şey kendi düzenini buluyor, kendince bir düzlem çizip kendi dengesini kuruyor. Benim düzenim biraz erken 80’ler, Hulusi Kentmen babacanlığı, Filiz Akın güzelliği, 45lik plaklar. Adada kış arifesinde bisiklete binen mavi bereli kız biraz. Yeni açılan gıcır kitaplardan çok bekareti bozulmuş sahaf kitabı. &lt;/span&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SRyAjnOye7I/AAAAAAAAAFo/yjzm9oLd0hc/s1600-h/7932.jpg"&gt;&lt;span &gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268227013431425970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 164px; CURSOR: hand; HEIGHT: 153px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SRyAjnOye7I/AAAAAAAAAFo/yjzm9oLd0hc/s200/7932.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;Yaşam daha zor ve sundukları daha azken, yaşananın daha naif olduğu anlar. Söylediklerimizin daha film repliği, paylaştıklarımızın daha biz olduğu.. Kitaplar arasına bırakılan notlar biraz, yazının gülümsettiği ve yazılanın değerli olduğu. Yan masayla selamlaştığımız, tabakta son lokmaya hiç uzanmadığımız, şarabın sonunu eşit paylaştırdığımız yemekler. Etiketlerimizin yapıştırdığı yalan saygınlığı kapıya asıp çirkin sesimizle hep birlikte rezil olduğumuz ve bundan çok keyif aldığımız şarkılar…&lt;br /&gt;Fonda Une Belle Histoire çalan bir yaşam sanırım biraz…&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-344608892212419882?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/344608892212419882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=344608892212419882' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/344608892212419882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/344608892212419882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/11/une-belle-histoire.html' title='Une Belle Histoire'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SRyAjnOye7I/AAAAAAAAAFo/yjzm9oLd0hc/s72-c/7932.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-7357549048757843102</id><published>2008-11-01T16:07:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T06:30:43.586-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mustafa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='can dündar'/><title type='text'>Son Halife Can Dündar</title><content type='html'>&lt;span &gt;Sinematografik olarak bir power point sunumundan daha beter olduğu gerçeğine değinmiyorum bile. Öyle öfkeliyim, öyle acıyorum çünkü. Türkiye’nin Amerikayla birlikte Irak’a girmesi propagandasını yapacak kadar Sam Amca Mehmet Ali Birand’ın, film galasında pis bir gülümsemeyle “aferin Can” demesinden şüphelenmeliydim belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmdeki Mustafa kim mi?&lt;br /&gt;- Yalnız ve psikolojik sorunlarla büyümüş bir çocuk&lt;br /&gt;- tek sıkıntısı parasızlık olan genç öğrenci,&lt;br /&gt;- İstanbul’a adım attığında kendini kadın ve içkinin kucağına atmış genç subay,&lt;br /&gt;- sürgüne gönderilirken aklındaki tek şey sevgilisi Corin olan paşa,&lt;br /&gt;- şansı yaver gidip de orduları toplamış bir kumandan,&lt;br /&gt;- meclis açılışında tüm millete yalan söyleyip yalandan namaza giden bir adam,&lt;br /&gt;- tüm silah arkadaşlarını tek kalemde satıp idamla yargılayan bir lider,&lt;br /&gt;- ilk işi heryeri heykelleriyle doldurmak olan bir diktatör,&lt;br /&gt;- şapka giyip Anadolu’yu gezen, medeniyeti bu sanan bir Avrupa özentisi&lt;br /&gt;- Anadolu’daki sefaletten habersiz gününü gün eden bir cumhurbaşkanı,&lt;br /&gt;- bağımsızlık sonrası tek bir iş yapmadan boş boş etrafta gezinen, canı sıkılan, sabahlara kadar içip filmdeki tabirle “yatakla yemek masası arasında yaşayan” bir zavallı.&lt;br /&gt;- karanlıktan korkan 40 yaşında bir ülke yöneticisi&lt;br /&gt;- Kürtlere özerklik verilsin diyen bir Rum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok bunlar filmin arasına sıkışan başlıklar değil. Bunlar filmde olan tüm gerçekler. Hepsinin de altı pek çok kez çizilerek veriliyor. Kurtuluş mücadelesi toplamda 10 dakika kadar yansıtılıyor. Tüm belgelerden özellikle Atatürk’ün ateistliği ve komünistliği üzerine olanlar, kendi sesi ve el yazısıyla ekrana onlarca kez yapıştırılıyor. “bizim kanunlarımız gökten indiği sanılan kitaplar gibi değildir” ifadesini – devrimler sırasında “değerli komünist yoldaşlarım” hitabetini ortaya çıkarmak bir araştırma başarısı değildir! Bu belgeler toprak altından kazınarak da çıkarılmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu görüntüler yıllardır arşivde yer aldı ve kamu ile paylaşılmadıysa, bu el yazmalarını ilk defa Can Dündar kullanıyorsa, bu 85 yıllık arşivi sadece ona açan bir hükümetten işkillenmek gerekmez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek partili rejimi, verilen kimi kararların hatalı olduğu eleştirisi zaten ortada olan gerçeklerdi. Atatürk, günümüz milletvekilleri gibi dokunulmazlığı olan, asla eleştirilmeyen bir lider değildi. Mevcut gerçek, ortaya konan büyük yapıda eleştiri götürülmez bir başarı olduğudur. Bu başarının öncü mimarına duyulan saygıdır ama hiçbir zaman putlaştırılmamış, eleştiriye kapalı kalınmamıştır. Bu belgesel sanılan ppt sunumunda ise cımbızla çekilen tüm aykırılıklar üstüste yansıtılarak çok yanlı ve çok yanlış politikalara yandaş olunmakta; herkesin eline koz verilmektedir. Örtülü ödeneklere, oğullara verilen ihalelere, cihat çağrılarına demokrasi başlığıyla adalet çerçevesinde müdahale etmeye çalışan bize karşılık; kısasa kısas yargısına sahip onlara koz vermek bir katliama yol göstermekten başka bir şey değildir. Ve belgeseldeki tek gerçeklik yine Atatürk’ün bir sözüyle bugünü yansıtmaktadır. Cumhuriyet ilanı sonrasında ilk defa İstanbul’a gelen Mustafa Kemal’i büyük bir kalabalık karşılıyor. Paşam, çok heyecanlısınızdır diyorlar. O ise “kalbimde heyecan yok. Bu kalabalık, gün gelir bizi linç etmek için burada toplanır”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok hayır, burada film kaldırılsın, yasaklansın filan demiyorum. Çünkü biz Çin’de youtube yasaklanırken –ne uyuşmuş zihniyet- diye güldüğümüzde başımıza geleni biliyoruz. Yakılmış kitap kokusuna kadar gitmeye gerek yok; kişisel yazılarımızı eklediğimiz Blog sayfalarının yasağı daha 3 gün önce kalktı. Internet sitelerinde altında mahkeme kararını açıklamaya bile zahmet etmeden, kırmızı büyük puntolarla “kapattık ulan” yazan aptallardan değiliz. Herkes istediğini, istediği mecrada söyleme hakkına sahiptir. Benim kızgınlığım, Atatürk hakkında belgesel yaptım deyip, Cumhuriyetçi kesimi izleyeceklerinden bi-haber salonlara doldurup bundan para kaldıran yalancılığa. Bir de filmde ağladıklarını söyleyen, bir halta kafası çalışmayan, şakşakçı pembe dizi manyaklarına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıya, duygularımı en iyi şekilde ifade eden, büyük Tük düşünürü Kemal Sunal’ın o meşhur sözüyle son veriyorum: EŞŞOĞLUEŞŞEK!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Dündar, en iyisi türbana da girsin!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-7357549048757843102?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/7357549048757843102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=7357549048757843102' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/7357549048757843102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/7357549048757843102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/11/son-halife-can-dndar.html' title='Son Halife Can Dündar'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-8372933710653504468</id><published>2008-10-19T14:57:00.001-07:00</published><updated>2009-05-15T06:32:19.175-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bozcaada'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='27 yaş krizi'/><title type='text'>27 yaş krizi: Marihuana İllegal!</title><content type='html'>&lt;span &gt;Evet, müzik dünyasında bir efsane 27 yaş krizi. Kurt Cobain, Jimi Hendrix, Janis Joplin, Jim Morrison… daha da var sanırım. Hepsi de dönem dönem playlistimde en üstlerde yer aldı sırasıyla. Tüh ulan, keşke dinlemeseydim! Bir nevi Ring filmi etkisi olur mu acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehir efsanesi mi bilinmez ama bir 27 yaş krizi olgusu var ortada. Özellikle bu sene 27. doğum günüm sebebiyle biri yazılı olmak üzere toplam 6 kere tekrarlanan bir uyarı. Ee.. ne istiyorsunuz peki, transfer ücreti ödeyip 28’e geçemem ya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbet öncesinde arıza vermeye başlar. Tam da doğum gününde başlamıyor ya bu meret! Şimdi oturup düşününce biraz yerine oturuyor taşlar. Bir gün Bozcaada’da rakılı balıklı bir yaşam düşlerken, iki hafta sonra Bozburun’un sakinliğinden afakanlar basıyor. Aynı sabah arabada güne Pink Floyd’la başlayıp, 3 saniye sonra &gt;&gt; Ben Harper, 1 dakika sonra &gt;&gt; Yeah Yeah Yeahs, çıkar CD’yi Cold Play &gt;&gt;hani ya da benim Franz Ferdinand’ım &gt;&gt; daral geldi koy bi Gogol.. offf radyoyu aç, kanalı geç, bunu da geç.. ohh işe geldik! Özetle çal bakem Beatles’dan HELP!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPuuRRIqE3I/AAAAAAAAAFY/_cNlthfD1vA/s1600-h/34a87685e98d3817f0787a8b506cd9a4.jpg"&gt;&lt;span &gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258988601565909874" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="164" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPuuRRIqE3I/AAAAAAAAAFY/_cNlthfD1vA/s320/34a87685e98d3817f0787a8b506cd9a4.jpg" width="272" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;Aynı hafta ’68 kuşağın anlatan bir anı kitabına başlayıp, yarısında burjuva bir ressamın hayatına, onun ortasına varamadan yeraltı edebiyatına, tam bitiremeden Türkiye’de Alevilik incelemesine, aman bitiyor derken yarım bıraktığın bir Rus klasiğine en sonunda da hepsini kapayıp televizyonun karşısına geçiveriyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13-14 yaş bunalımlarının yenilenmiş hali- Version 2 with upgraded features! Bir gün eller havaya çiçekten çiçeğe konarım neşesi, ertesi gün rakıya gidelim aşığım ulen narası. Biri tutup çeksin seni istiyorsun-öyle biri yoksa yandın, başka herkes batıyor çünkü. Gece çıkıyorsun iç iç iç-dens dens dens; aaaa iki saat sonra bir diptesin, aman allahım bir arabesk aşk, gözyaşı sel, mendil koşturan yok muuu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenliği de erken yaşamıştım, pek çok haltı zamansız yaptığım gibi. Bunun da çok başında sayılmam da, henüz yarıladık gibi de gözükmüyor. Özünde zaten dengesiz bir insan evladı olarak bu sene belli ki pek bir garip geçecek. Uzmanlar öyle diyor. Acaba diyorum şu üç beş entel huyumdan da kurtulsam, odun gibi girsem bu yıla, Janis Joplin’e oranla intihar riskimi azaltır mıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu noktada en sevdiğim 27 yaş yazısını da okumayanlara armağan edeyim. Met-Üst’ten geliyor &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.portlak.com/met-ustkimseyi-enterese-etmeyecek-kisisel-bir-yilsonu-envanteri"&gt;&lt;span &gt;“Kimseyi enterese etmeyecek kişisel bir yılın yılsonu envanteri” &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;afiyet olun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;foto: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://larafairie.deviantart.com/art/Crime-Scene-The-Escape-91702653"&gt;&lt;span &gt;deviant&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; larajade&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-8372933710653504468?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/8372933710653504468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=8372933710653504468' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/8372933710653504468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/8372933710653504468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/10/27-ya-krizi-marihuana-illegal.html' title='27 yaş krizi: Marihuana İllegal!'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPuuRRIqE3I/AAAAAAAAAFY/_cNlthfD1vA/s72-c/34a87685e98d3817f0787a8b506cd9a4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-1041739177612407229</id><published>2008-10-12T11:12:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T06:32:32.301-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='susam sokağı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muppet show'/><title type='text'>Sev dünyayı, açılır her kapı işte SUSAM SOKAĞI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPJCdkhOG0I/AAAAAAAAAFA/vYns9JqADOs/s1600-h/dungeon_kurabiye-canavari.jpg"&gt;&lt;span &gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256336790881442626" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPJCdkhOG0I/AAAAAAAAAFA/vYns9JqADOs/s320/dungeon_kurabiye-canavari.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;Susam Sokağı, TRT’nin bizim kuşağın kişilik gelişimine vurduğu en büyük damgaydı sanırım. Clementine’den korktuğunu 20 yaşından sonra itiraf eden bir kuşaktan bahsediyoruz. Hakan Abi’nin minik kuş ile aynı evde yaşamasında zoofilik bir yapı aramayacak kadar saf, Edi ve Büdü’nün gay olmadığını düşünecek kadar özgür düşünceye sahip ve Tahsin Usta’nın bedava bisiklet tamir etmesini garipsemeyecek kadar iyiliksever bir kuşaktan.&lt;br /&gt;En nihayetinde ben tırtılların asla asla asla asla kahverengi bot giymediği bilincinde ve tanımlayamadığım cisimlerin köşelerini sayarak muvaffak olabileceğime inanan bir çocukluk geçirdim. Bugün bile ‘Hulahop tereyağlı ballı ekmek’ diyen bir Yaman Sarısaman &lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPJCzoPGcPI/AAAAAAAAAFI/P3J0Y2eUxJY/s1600-h/edibudu.jpg"&gt;&lt;span &gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256337169836306674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 188px; CURSOR: hand; HEIGHT: 126px" height="126" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPJCzoPGcPI/AAAAAAAAAFI/P3J0Y2eUxJY/s320/edibudu.jpg" width="198" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;karakterini, koca kafalı ve bol makyajlı Bratz kızlarına tercih ederim. Kaldı ki tek parmağını havada tutarak ‘kurabiye yemenin incelikleri’ni anlatan bir kurabiye canavarı bin pokemona bedeldir!&lt;br /&gt;Biraz büyüyüp de ünlü Muppet Show’un yönetmeni olarak gördüğümde Kermit, benim için Fatih Akın’dan daha çok Türktü. Ortaokulda Orhan Veli’nin Yazık Oldu Süleyman Efendi’ye şiiri okunurken hep bu şarkı çalmıştı kafamda. Hiç birşeyden çekmemişti Süleyman Efendi nasırından çektiği kadar- arada kalmıştı&lt;/span&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPJCM4njQyI/AAAAAAAAAE4/g6B8BQmlhbg/s1600-h/sesame.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; ve başına gelen en acıklı durumdu bu Kermit’in… Yüksek sesle söylediğimde herkesin devamını getirebileceği çocukluk şarkılarımız var hiç yoksa- TRT korosunun, karşılaştırma yeteneğimin yeni &lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPJFJmlGcQI/AAAAAAAAAFQ/x3m_wqsctUc/s1600-h/sesame.gif"&gt;&lt;span &gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256339746372088066" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPJFJmlGcQI/AAAAAAAAAFQ/x3m_wqsctUc/s200/sesame.gif" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;geliştiği bir dönemde, bir gün ormana baltayla giren-ertesi gün fidanlar ağaca dönmeli yurdumda diye tüm algılarımı bertraf eden muz çoraplı çocuk korosu hariç elbette.&lt;br /&gt;Susam Sokağı’nı geri istiyorum! Muppet Show için TRT’ye mektup yazmışlığım bile var!&lt;br /&gt;1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-onikiiii….. Bu benim önüm, önüm önüm… keyifli, neşeli, tasasız çıkar hayatın tadını… dağdan bir kız geiyor döne dööneee… en sevdiğim sayı altı... yukardakilerrr-aşağıdakilerrrr… yep, yep, yep, radyo, radyo, radyo, radyo…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-1041739177612407229?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/1041739177612407229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=1041739177612407229' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1041739177612407229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1041739177612407229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/10/sev-dnyay-alr-her-kap-ite-susam-sokai.html' title='Sev dünyayı, açılır her kapı işte SUSAM SOKAĞI'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPJCdkhOG0I/AAAAAAAAAFA/vYns9JqADOs/s72-c/dungeon_kurabiye-canavari.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-6908089096619724385</id><published>2008-10-12T10:21:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T06:32:41.333-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='27 yaş krizi'/><title type='text'>proxcima estacion: Felicita!</title><content type='html'>&lt;span &gt;Gün döndü-yeni bir yılla birlikte. 28imin ilk 1 saat 17 dakikasını, birazcık soluk almak için belki, yumuşak bir içki ve bir o kadar yumuşak bir müzikle hissediyorum. Hissetmeyi seviyorum, en az yaşanan anı tanımlayarak anlamlı kılmayı sevdiğim kadar. İnsanlar gelir, eğlenceler yapılır, güzel dilekler, kahkahalarla kutlanır elbet ama şu an kadar gerçek olur mu o an bilmem. Kendimle şu anki kadar gurur duymam, yaptıklarımı gözden geçirip bu kadar mutlu olmam- kendini her an eleştiren biraz takıntılı bir tip için özellikle-zor. Komik olan, hep ‘ileride yapacağım’ dediklerimin büyük çoğunluğunu gerçekleştirmemişim. Bir o kadar da keyfini çıkarmışım hayal etmenin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPI3MFxL2SI/AAAAAAAAAEw/mQAq-jyVUqY/s1600-h/babe.jpg"&gt;&lt;span &gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256324395941222690" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPI3MFxL2SI/AAAAAAAAAEw/mQAq-jyVUqY/s400/babe.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span &gt;Ama gerçek olan ne biliyor musun? Sadece bir liste önümde bekleyen. Hepsini yapsam bile mutlu olur muydum gerçekten- hiç sanmıyorum. Yarattığımız ya da parçası olduğumuz güzel anlar kadar yaşıyoruz çünkü. Mutlu bir an yaşamak uğruna çabaladığım sürecin tam ortasında ölebilirim ve sadece harcanmış bir zamanla kalabilirim çünkü ortada. Kağıda yazılabilen bir başardıklarım listesi o kadar çöpü ki bu yaşama işinin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok hayır hedonist değilim, ‘anı yaşa’ klişesine hiç girmiyorum, "anlık hazzın yanında, sonsuzluğun lafı mı olur" diyen Baudelaire’i çok beğensem de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 yılda en iyi yaptığım iş iyi olmakmış sanırım. Evet iyi olmak. İyi bir dost, iyi bir sıradan arkadaş, iyi bir seyahat eşi, iyi bir kız çocuğu, iyi bir sırdaş, iyi bir dinleyici, iyi bir kar yağışının keyfini çıkarıcı, iyi bir manzara izleyicisi, iyi bir değer anlayıcı, iyi bir yeni kesilmiş çimen koklayıcısı, asla iyi bir öğrenci değil ama iyi bir içki masası arkadaşı. İçine sayısal ölçüler sokamadığımız iyileri, iyi becermişim galiba. Yok, şımarmıyorum-hem doğum günüm bugün şımarırım istersem ama şımarmıyorum. Çünkü başkalarının acısında arkamı dönüp gittiğim hiç olmadı. Uzak, yakın kimin canı yansa yarasına üflemeye çalıştım. Ve çok güldüm, hep birlikte yine, yine severek birçoklarını. Değer verdim, değer veriyormuşçuluk oynamadan, içimden koparak. Çünkü istemediklerimi yanımda barındırmayalı uzun zaman oluyor. Yalan söyledim elbette herkes gibi ama yalancı gülücüklerim olmayacak kadar dürüst kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu koca dünyaya sunacak bitirilmemiş bir TO Do LIST’e karşılık “iyi” var elimde. Ve bu kadarıyla dilekler tutacağım bu yıla dair. Sanırım bu yıl hem iyi hem de kötü anlar için, sadece hak ettiğim kadarını yaşamak istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-6908089096619724385?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/6908089096619724385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=6908089096619724385' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/6908089096619724385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/6908089096619724385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/10/proxcima-estacion-felicita.html' title='proxcima estacion: Felicita!'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SPI3MFxL2SI/AAAAAAAAAEw/mQAq-jyVUqY/s72-c/babe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-2190312421962430422</id><published>2008-10-09T14:23:00.000-07:00</published><updated>2009-04-15T04:51:33.203-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cold play'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ertelemek'/><title type='text'>Singin' La La Lala La La Lé...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SO5-kUpX4wI/AAAAAAAAAEo/63NLS6bPmJo/s1600-h/coldplay-chris-martin-live.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255276977670578946" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="166" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SO5-kUpX4wI/AAAAAAAAAEo/63NLS6bPmJo/s320/coldplay-chris-martin-live.jpg" width="255" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Mutlu olmak ortak gaye: Katliamlar ve evliliklerin tek ortak noktası... "Herkesin derdi kendine büyük" derdi annanem; herkesin derdi kendiyle büyüyor artık. Hep bir yanımız eksik; hangi deliğini yamasak elek gibi yaşamımızın, hep bir tarafından su kaçırıyor. "Tam" olamıyoruz bir türlü, tamamlanmaya çalışıyoruz o yüzden. &lt;em&gt;"İnsan buldu mu bırakmamalı peşini. Neyi, niye bekliyoruz ki..."&lt;/em&gt; sevdiğim ve çok ağladığım sahnenin, okunduğunda basit gelen ama izlenince anlamlanan repliği. Ama yaşam herşeyi istediğin sırada yaşamana bazen izin vermiyor. Aralar sokuyor araya-aralandıkça eleğin deliklerinden akan su çoğalıyor, yamamakta zorlanıyor insan. Ne diyebiliyorsun ki 'neyi, niye bekliyorsun', ne diyebiliyorsun ki 'neyi beklemekten niye yoruldun'. -ebilememek bileşik fiilli bir hikayenin uzağındaki izleyici olarak 00:45'te bir Cold Play şarkısı* dinlemek kadar pedal gitar ritimleri, ritim vokalleri ve aksak davulu. İnsan o yüzden bu kadar güzel bir piano ile bitsin istiyor... &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;em&gt;*Cold Play - Cemeteries of London&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-2190312421962430422?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/2190312421962430422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=2190312421962430422' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/2190312421962430422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/2190312421962430422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/10/singin-la-la-lala-la-la-l.html' title='Singin&apos; La La Lala La La Lé...'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SO5-kUpX4wI/AAAAAAAAAEo/63NLS6bPmJo/s72-c/coldplay-chris-martin-live.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-2536994220405949521</id><published>2008-09-28T10:11:00.000-07:00</published><updated>2009-08-28T14:11:54.131-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fetiş fotografçılıgı'/><title type='text'>accidently a fetish portrait</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251125623427661346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SN--7s9bfiI/AAAAAAAAADg/ULnDEttbVMA/s400/6963small.jpg" border="0" /&gt;fetiş fotoğrafçılığını beğeniyorum. bu alana girdiniz mi takipçisi olacağınız pek çok isim çıkıyor karşınıza. aslında bir arkadaşımın dergideki yazısı tetiklemişti, zaten beğendiğim bir kaç isimden daha da fazlasını izleme isteğini. Türkiye'de gelişmesi-gelişse bile adını duyurması çok da imkanlı gözükmüyor. spermlerini sildiği mendilden sergi açan bir ressam ile, sanatsal fetiş fotoğraflarını web sitesinde background yapan porocuların arasında sıkışıp kalıyor çünkü. Oysa ki en başarılı fetiş fotoğrafları (bence) nesnelerle çekilen ve manken kullanılmayanlardır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Yukarıda küçük halini gördüğünüz de benim tesadüfen çektiğim ve bence fetiş kategorisine girecek bir fotoğrafım. Kabul, ahşap sütunlar işi biraz bozuyor, ama kadının uzanışı, ayna efekti ve mekan algısının birbirine girmesi açısından pek de fena bulmadım. belki de bunun bir &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.agentprovocateur.com/"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;agent provocateur &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;arka vitrini olması da etkilidir! -evet cansız manken-itiraf ediyorum :)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Bugün fotoğrafçılıktan bahsederken pek de konuya hakim olmayan bir arkadaş fetiş fotoğrafçılığı lafı geçince biraz huysuzlandı. aklı selim hiçbir insan bu fotoğraflara bakarken tahrik olmadığı gibi, fetiş fotoğrafçılığına ilgi duyuyorum demek de 'haydin, ortayı açın da sevişek' demek değildir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Daha da komiği, bugün kullanılan fetiş kelimesinin kökeninde tapınılan ve uğur getiren nesneler yatıyor. Velhasıl-ı kelam bu alandaki kariyer yolundan 'sanat için soyun'mak geçmiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Vikipedi, Fetiş başlığı:&lt;br /&gt;Fetiş, ilkel toplumlarda tapınılan ya da uğur getirdiğine, kişiyi koruduğuna inanılan nesne. İlkel &lt;/em&gt;&lt;em&gt;dinlerde&lt;/em&gt;&lt;em&gt;, taş, &lt;/em&gt;&lt;em&gt;bitki&lt;/em&gt;&lt;em&gt;, &lt;/em&gt;&lt;em&gt;hayvan&lt;/em&gt;&lt;em&gt; vb. fetişlere tapmak biçiminde başlamıştır. Fetiş ve ilkel &lt;/em&gt;&lt;em&gt;büyü&lt;/em&gt;&lt;em&gt; bir arada olduğu için, büyücülere "fetişçiler" denirdi. &lt;/em&gt;&lt;em&gt;Müslümanlık&lt;/em&gt;&lt;em&gt;'tan önce &lt;/em&gt;&lt;em&gt;Kabe&lt;/em&gt;&lt;em&gt;'yi dolduran putlar birer fetişti. Günümüzde büyük çoğunluğu &lt;/em&gt;&lt;em&gt;Afrika&lt;/em&gt;&lt;em&gt;'da yaşayan ve sayıları giderek azalan fetişistlere rastlanmaktadır. Ayrıca kimi cansız eşyayı uğurlu sayma; düşmanlarını, &lt;/em&gt;&lt;em&gt;balmumundan&lt;/em&gt;&lt;em&gt; fetişleri ile büyüleme; kimi hayvan ve bitkilerin kutsallığına inanma insanların ilkellik dönemlerindeki &lt;/em&gt;&lt;em&gt;fetişizmden&lt;/em&gt;&lt;em&gt; kalma yargılardır.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-2536994220405949521?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/2536994220405949521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=2536994220405949521' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/2536994220405949521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/2536994220405949521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/09/accidently-fetish-portrait.html' title='accidently a fetish portrait'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SN--7s9bfiI/AAAAAAAAADg/ULnDEttbVMA/s72-c/6963small.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-1584026375011914568</id><published>2008-09-23T14:53:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T06:32:51.584-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='krallık'/><title type='text'>In a Manner of Speaking…</title><content type='html'>&lt;span &gt;Yoksun bırakmasın bir daha hayat, dar zamanlara çok şeyler sıkıştırmayı öğrenmişken biz. Varlığını hissetmediğim an olmamıştır da, kokunu bir daha özletmesin bu kadar. Daha mevsimi döndürememişken içimde ve şımarık kız çocukları gibi söylenirken güneşi kaybettiğime, kente düşen yağmuru bu akşam bu kadar sevdiysem bil ki ıslanmanın anlamı olduğundan kabullenişim kışa kayan sonbaharı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SNlmhcK8H-I/AAAAAAAAADA/031OBNdfIzE/s1600-h/I__m_with_you_by_archlover.jpg"&gt;&lt;span &gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249339565360816098" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SNlmhcK8H-I/AAAAAAAAADA/031OBNdfIzE/s200/I__m_with_you_by_archlover.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;Dinleyecek öyküler var yakılmış bir krallığın külleri ortasında. Mevsim dönüp de rüzgarda kalınca duvarları örülür mü yeniden bilmiyorum. Birilerinin toprağının kokusunu duymasından bile korkarken soyunup oturulan krallık, akıtılan gözyaşının hatırına kendini bir daha gösterir mi bilmiyorum. Aidiyet ekleri katılır mı yine sözlüklere ve bu kadar tashihe mahal kalmadan konuşulur mu yine o kıyıda bilmiyorum. Yan yana büyür müyüz yine, ölçüp biçmeden çıktığı gibi gelir mi yine sözler ve sıralamakla bitmeyecek kadar çok şey kısacık zamanlara sığar mı yine hiç bilmiyorum. En azından büyüdüm, ya da sadece büyük bir kız çocuğuyum artık ve anlatacak çok şey var, biriktirdiklerimi açgözlülükle salmadan zamana yayıyorum. Benim gibi telaşlı anlatıcılar için zor. Belki de şarkıda söylediği gibi her şeyi hiçbir şey söylemeden anlatmayı öğrenmeli…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;*Novelle Vague: In a manner of speaking&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-1584026375011914568?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/1584026375011914568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=1584026375011914568' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1584026375011914568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1584026375011914568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/09/in-manner-of-speaking.html' title='In a Manner of Speaking…'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SNlmhcK8H-I/AAAAAAAAADA/031OBNdfIzE/s72-c/I__m_with_you_by_archlover.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-6857948322651619639</id><published>2008-09-21T14:54:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T06:31:18.539-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ütopya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bozcaada'/><title type='text'>Tüm sonradan öğrenilmişlikleri atıp</title><content type='html'>&lt;span style="color:#000000;"&gt;Adadan beri böyle… Garip bir iç huzur, kimi zaman sersem bir gülümseme yapışan suratıma, dünya yıkılsa çok da canım sıkılmayabilir. Adaya adım attığımdan beri böyle… Ardından çok söz, çok hikaye yazdım elbette. Ama oradayken çok sevdiğim birine birkaç satır karalamıştım. Bozcaada postanesinden üzüm resimli bir pulla yollamak istesem de son noktayı koyamamışım adanın rüzgarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SNbD8eD31oI/AAAAAAAAAC4/jdKatht2AFw/s1600-h/bozca.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248597859375765122" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 161px; CURSOR: hand; HEIGHT: 236px" height="302" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SNbD8eD31oI/AAAAAAAAAC4/jdKatht2AFw/s320/bozca.jpg" width="221" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;“…diyeceğim odur ki, evim galiba orası. Kaynağını bilemediğimiz Egelilik de oradan geliyor. Biraz rüzgarda migreni tutan ben adanın poyrazında ıslak saçlarımı kuruttuysam; iki kadehte yanaklarım pembeleşirken öğlenki soğuk şarabımı gece rakıyla aldattıysam bil ki evim orasıdır. Geçirdiğin yarım günün sonunda sen sandığın her şey gidip de kendin kalınca ortada, üstündeki şehirlilik gömleklerini bir bir soyunup çırılçıplak durunca poyrazda, anlıyorsun…”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimin deniz ve poyraz kokusu, kentin baskın beton kokusuna rağmen hala geçmedi. Sadece nefes alabilmemize anlam veremiyorum bazen. Hava kokusu alamıyorum çoğu zaman; yıldız görmek mucize istiyor ve mucizelere inanmıyor bu kentin insanları. Zaten kafasını göğe çevirdiğini de söyleyemem pek, içlerinde “accross the universe” çalmıyor hiç. Demek değil ki her gün bayram, ben bir Pollyanna sokaklarda, kasaba halkıyla müzikal çeviriyorum. Ya da demek değil ki her Pazartesi neşeli şarkılarla işe gidiyorum-trafik sıkışıkken yandaki otobüse küfretmiyorum ve gazete başlıklarına tebessümle bakıyorum. Gün yine aynı, kapalı havalar beni de depresif yapıyor elbet, hala yarım kalmış aşkların ve kanayan başkaldırıların acıları içimde, hala hüzünlü şarkılar ağlatıyor. Ama, dedim ya adaya gittiğimden beri rüzgarla temizlenmiş bir kadın, içimde ütopyaya inancını büyütüyor… kendi ütopyama… sadece bizim gibilerin varolduğu günlere inancım, ne kadar büyüsem de bitmiyor. Herkesin eliyle fesleğenin yapraklarına dokunup koklamak kadar hissetmeyi sevdiği bir yaşama... Geçmişin acılarına, işkencelere, baskı gören azınlıklara, güçlü ve inatçı kadınların çocuk yetiştirdiği topraklara, kana bulanan kent meydanlarına, çocukluğa işleyen postal izlerine, yakılmış kitap kokusuna, susturulmuş bağırışlara, yasaklara ve yasaklananlara saygımızı yitirmeden, her yağmurla hafızalarımızı silmeden, bu kadar çabuk unutmadan kuracağımız ütopyaya inancım hiç geçmedi… Bahçesinde çocukların koşturduğu, mavi pervazlı, beyaz badanalı evlerin arka bahçesine kurulan çilingir sofralarında, iki parmak rakıyı paylaşır gibi eşitlikçi ve apolitik günlere inancım geçmedi. Yeraltı edebiyatının karanlık sever yazarlarının da, sokakta sızıp kalan gececinin de, arka mahalledeki fahişenin de, senin de benim de bir sabah uyanıp günaydınlaşacağımız sabaha, sadece emeğin ve yaratıcılığın değer bulacağı zamanlara… Adada kendimle kalınca fark ettim ki, inancım hiç geçmedi… adadan beri böyle...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-6857948322651619639?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/6857948322651619639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=6857948322651619639' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/6857948322651619639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/6857948322651619639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/09/adadan-beri-byle-garip-bir-i-huzur-kimi.html' title='Tüm sonradan öğrenilmişlikleri atıp'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SNbD8eD31oI/AAAAAAAAAC4/jdKatht2AFw/s72-c/bozca.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-1559973133596679278</id><published>2008-09-18T14:08:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T06:34:18.621-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='büyümek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='notebook'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><title type='text'>Katip Arzuhalim Yaz Yare 'word'de</title><content type='html'>&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sanmıştım ki ben de bir blog açarsam takır takır yazarım her gün. Hem yazdıklarımı sağdan soldan toplamak, elimi attığım her yerde çoktan unuttuğum yazlarıma rastlayıp bir de şaşırmak gibi durumlarım olmaz. Düzene girerim- annemin yıllardır ümitle beklediği gibi ‘odamı toplarım’ sanmıştım. Dün gece yine elimde kağıt-kalemle yakaladım kendimi, bir önceki gece de ve bir önceki gece de… Klavyede yazmak daha hızlı olmasına rağmen insanın tutuculuğu bastırıyor. Belli ki kağıt ve kalemle yaşadığımız hazzı, klavyeden alamıyoruz; internette tavla oynamak gibi bir halt bu da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzak-yakın mesafe, her ulaşım aracında küçük boy bir defterin sayfalarını doldurmaya başlardım eskiden. Attan inip arabaya bineli direksiyon tutan elim yazamaz oldu. Dalgalı, rüzgarlı, vapur düdüklü göçebe yazılarım da böylece yerleşik toplum hayatına geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mimar Sinan kantin ahalisi sağolsun, canın çekerse hiç ilişmeden oturabileceğin bir özgürlük sunar sana. Ee hava güzelse de terasa gidersin, aklıevvellerin o zamanlar daha yıkmadığı Barbaros’un hasır sandalyelerine çökersin. Elin boş duracak değil ya, okumazsan yazarsın orada da. Yaş kemale erip elimi iş kapısına bağlayınca, benim o zamansız yazılarım, akşam 20:00 gece 02:00 mesaisinde belediye kaleminde memuriyete başladı bu sefer de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci hali, zaman o kadar bol ki, kalanında kendi kendine bir yerlere gitme lüksün bile var. İş çıkışı yemeğe gitsen üç beş dost sohbetini anca sığdırıyorsun şimdi. Haliyle sofra ortasında da açıp defteri yazmak olmuyor- meze dökülüyor, şarap damlıyor, zırt-pırt servis değişiyor, eş-dost huysuzlanıyor. Topla defteri kalemi, seni ev paklar. Velhasılıkelam ‘yazacak yerin yok şu dünyada’ kafirliğinden, mutaassıp ev tipi yazıcılığa da geçtik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşik, memur ve ev tipi yazılarım, bir değişimi daha reddettiğinden belki de, klavyeye geçemedim bir türlü. Blog da bir gazla açılıp, yarı çıplak kaldı orta yerde. Vapur kenarında bilgisayarı açacak kadar da mallaşmadık şükür. Size diyorum; teknoloji mbps hızlarda yaşamın naif taraflarını süpürse de, eninde sonunda ‘Yeni Sayfa Aç’ diyoruz ‘Notebook’larımıza; Dillerin Azizliği!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-1559973133596679278?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/1559973133596679278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=1559973133596679278' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1559973133596679278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/1559973133596679278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/09/katip-arzuhalim-yaz-yare-wordde.html' title='Katip Arzuhalim Yaz Yare &apos;word&apos;de'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-8749781820497255323</id><published>2008-09-06T17:29:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T06:33:02.204-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul film festivali'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iksv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the fall'/><title type='text'>The Fall geliyor The Fall!</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos-d.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v190/112/51/26947946232/n26947946232_1001827_6807.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 139px; CURSOR: hand; HEIGHT: 212px" height="370" alt="" src="http://photos-d.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v190/112/51/26947946232/n26947946232_1001827_6807.jpg" border="0" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;TRAILER'ını seyret!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://thefallthemovie.com/"&gt;&lt;strong&gt;http://thefallthemovie.com/&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IKSV Film Festivali sene içinde kendime yaptığım en büyük kıyaktır lise sondan beri. Gelmeden önce bir heyecan, film listeleri açıklandığında dibini koklayıp 'keleğine gelmesek' seçmecesi, artık internetten k.kartıyla da olsa benim için her zaman kartona işaretlenen bilet sayılarını Beyoğlu'ndaki Sesam binasına teslim etmece. &lt;em&gt;(vakti zamanının 'biz' hissi uyandıran seçkin festival izleyicisi, reklemlardan olsa gerek, festivale patlamış mısırla giren şekilsiz bir kalabalığa dönüştü ama o ayrı bir başlık konusu olsun ilerde)&lt;/em&gt; Öğrenciyken bol vakit az para, şimdi de 19-22 seanslarında bahtıma ne çıkarsa. H.sonu üstüste 3, performansa bağlı olarak 4 film birden dayayıp seanslararsı triatlon. Bu sene kimi duygusal buhranlardan kelli 7 filmle kariyerimin en kötü rekoltesini versem de "en iyiler" listemde üç numaraya yerleşen bir filmi yakalamış olmam büyük şans: THE FALL.&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SMMpGB4tG7I/AAAAAAAAACA/WSLtRyLHjxU/s1600-h/the_fall_12.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243079574751615922" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SMMpGB4tG7I/AAAAAAAAACA/WSLtRyLHjxU/s320/the_fall_12.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dini temalardan mitlere, modern dünya kahramanlarından westernlere, doğu efsanelerine, kölelik sistemine, ırkçılığa, bozuk Amerikan sistemine kadar binlerce gönderme, onlarca alt metin dolu. Ama farzet ki odunun tekisin ve bu altmetinleri okuyabilecek dağarcığın yok; işitme engelliler için muhteşem görselliği, görme engelliler için dayanılmaz müzikleri var. Tek bir dijital efekt kullanılmadan yaratılan masalsı görsellik insanın içinde hızla yüksekçe bir yerden zıplayan arabada olma hissine sebep &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SMMpS3ug_-I/AAAAAAAAACI/4DJeG7cz3AA/s1600-h/the_fall_7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243079795362824162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SMMpS3ug_-I/AAAAAAAAACI/4DJeG7cz3AA/s320/the_fall_7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;oluyor. Ve ağlatan gerçeklik ve katarsisin son noktası... Yoruluyorsun düşünürken-neresinden alsam da yazsam diye. Seyredin! diye bağırıp susmak gerek belli ki. 2006da yapılan bu film tüm dünyadaki festivalleri dolanadursun 9 Eylülde DVD olarak dünyada satışa çıkıyor. Bize gelmesi sürer epey ama amazon.com'dan sipariş edilebilir. edilmelidir. izlemeden ölmemelidir. benim yazacağım film yorumu da bu kadar olur gecenin 04ünde. Daha entelektüel eleştirilerde buluşmak üzere artık!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-8749781820497255323?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/8749781820497255323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=8749781820497255323' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/8749781820497255323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/8749781820497255323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/09/fall-geliyor-fall.html' title='The Fall geliyor The Fall!'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SMMpGB4tG7I/AAAAAAAAACA/WSLtRyLHjxU/s72-c/the_fall_12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-101521497545924389.post-5993945499998339384</id><published>2008-09-05T14:56:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T06:34:33.062-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='harlequin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocukluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çamlıca gazoz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik'/><title type='text'>Yeni jenerasyonun sorunu basılmayan Beyaz Seriler…</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SMGvd2Zr5oI/AAAAAAAAAAY/d6V9mMY1WyE/s1600-h/Harlequin.jpg"&gt;&lt;span &gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242664368590284418" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SMGvd2Zr5oI/AAAAAAAAAAY/d6V9mMY1WyE/s200/Harlequin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; Çamlıca gazoz tekrar sahnelerde.. gazı azaltılmış, daha şekerli ve caanım şişesi ve metal kapağı değiştirilmiş… bir heves alıp kamışla föpürdetmeye çalıştığınızda aynı performansı vermediği gibi mevcut gazını da yitiriyor. Yine de saniyelik flashbackler yaşatmak için yeterli…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük avcumu yumruk yaparak tuttuğum gazoz parasıyla sırada bekliyorum. Kumlu ayaklarım şekilsiz taşın gölge kısmında olmaktan mutlu. Ama önümdeki adamın işinin uzamasından mutsuzum.. üstelik kıyıda bir kumdan kale inşaası bensiz devam etmekte. Kale duvarını süsleme görevim kesin su taşımaktan kaytaran o bücürük tarafından kapılmıştır bile. Radarımda büfeci, gözgöze geliğimiz anda, çırtlak sesim sahnede “abi bi gazoz alabilir miyim”… telaşımı gören kremlin sarayında tavan süsleme ustasıyım sanır. Aynı telaşla anneye teslim edilen gazoz ve kale inşaatına geri dönüş: “taam ben geldim- git sen su taşı!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz kıyısında kumu kazıp suya ulaşan çocuk, her duyguyu yeni yeni tattığı için midir bilinmez, coşkuyla bağırır: “Su çıktı, hşş.. su çıktı” ve mutlaka kıyıya döner: “annee.. su çıktı, anne baakk!”.&lt;br /&gt;Anne, güneş yağı bulaştırdığı Harlequin’inden kafasını bile kaldırmaz. Oysa “Sanki petrol kuyusu buldun .mına koyim. Denize 5 karış mesafedesin tabi su çıkar!” dese ne güzel bir anne modeli olurdu di mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiki pedagojik formatif annelerse bir garip. “Aaa.. su mu çıktı? Havuz olsun o zaman burada” gibi anlamsız cümlelele çocukların oyununun ortasına, pasaportsuz, vizesiz dalar oldular. Her yaptığı salak girişim karşısında şaşıran ve takdir eden bir anne, çocuğun gerçeklikten büsbütün uzaklaşmasına; yaptığı her işi anormal bir halt sanmasına, bu özgüvenle büyüyüp erken yaşta doyumsuzluğa ulaşmasına sebep oluyor oysa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem iyi ki okumuş Harlequin’leri, bir dönemin kadın programlarını yani…&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/101521497545924389-5993945499998339384?l=kosklu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kosklu.blogspot.com/feeds/5993945499998339384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=101521497545924389&amp;postID=5993945499998339384' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/5993945499998339384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/101521497545924389/posts/default/5993945499998339384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kosklu.blogspot.com/2008/09/yeni-jenarasyonu-sorunu-baslmayan-beyaz.html' title='Yeni jenerasyonun sorunu basılmayan Beyaz Seriler…'/><author><name>rengin kosklu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09981235365659848522</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/S73elTq9DrI/AAAAAAAAAKA/SwVxcHi-Hng/S220/rengin.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Z9k2lJM2BII/SMGvd2Zr5oI/AAAAAAAAAAY/d6V9mMY1WyE/s72-c/Harlequin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
