24 Temmuz 2015 Cuma

Kalemden Gelen Budur

Acısı, öfkesi ve kötülüğü bitmeyen ülkenin, hala “Bir köşesinde domates yetiştiririm. Arka bahçede de rakının dibini kardeş payı yaparız” hayalini 33 yıldır söndürmemiş neferiydim bendeniz. Hayattaki her bir yılıma bir hayat denk düşürecek kadar çok çocuğu bir günde öldürdüler. Filtresiz gülüşlerine utancımdan uzun uzun bakamadığım, ama mutlaka bir yerden hatırladığım çocukları. Hani 10 yıl geçmese bizim fakülteden diyeceğim çocukları. Hani şu sosyolojideki kıvırcık kızla, hep kantin girişinde takılan esmer oğlan. İyi düşünen insanları, iyi düşünen insanların gözleri bir yerlerden ısırır mı hep? İyi düşünen insanları, kötü düşünen insanlar bir yerlerde öldürmek ister mi hep? İyisi bu kadar iyi, kötüsü bu kadar mı kötü olur bir memleketin? Dandik senaryoların uydurma kahramanları gibiyiz. Ya Hulusi Kentmeniz ya da Suzan Avcı.

Ben sanırdım ki, 30’dan sonra herhangi bir anda, yüzümde kırışıklar belirdiğinde ve arkadaşların çocukları ‘teyze’ diye seslendiğinde yaşlandığımı anlayacağım. ‘Benim içimdeki çocuk’tan alıp sazı ‘hissettiğin yaş’a kadar götürürüm sanırdım. Bu ülkede, kendi yaşından küçük bedenlerin cenazesine gittiğinde anlıyormuşsun yaşlandığını. Berkin’i toprağa verirken parçalanan çocukluğuma, uçurtmanın ucuna resmini bağlayıp göğe salmak pansuman olmuş muydu? Yitip gidenlerin ardından çocuksu ritüeller yapmak ayıp mıydı? Yasımızı da bulunduğumuz tarafa göre tutmak zorundayız değil mi? “Taraf olmazsan bertaraf olursun” özlü sözündeki müzikaliteye çomak sokan kabadayı tavrından kıllansaydınız hiç yoksa. Ben insanlıktan yana taraf tutuyorum, adam nefretten yana. Elimde insanlık başıboş bekliyorum. Uluslararası ehliyeti yok çünkü 'insanlık' tarafının. Acımızın uluslararsı bir geçerliliği oluyor mu peki? Unuturlarsa onların da kalbi kurusun değil mi?

“Allah evlat acısı yaşatmasın” tümcesini, bu kadar çok çocuk öldürmemiş bir Letonya dilbilimcisi dehşet içinde inceliyor mu mesela? Başka ülkelerdeki iyi insanlar da bizim çocuklarımıza üzülüyor mudur? “Alexis’in adını biliyoruz ve unutmuyoruz” diye hatırlattı dün bir arkadaş. Ege’nin hatırına Ali İsmail yazmış mıdır bir Yunanlı grafitici duvarlara? Yıllardır birinin ismini an gelir de unutursam, ellerimle kurşun sıkmış olurum sandığım bunca gidenin ardından, 32 çocuğun adını aklım almaz ki acısını yüreğim kaldırsın.


Ben şimdi kan değmemiş hangi toprağı bulayım da ekeyim hibrit tohumları?