Showing posts with label tasarım. Show all posts
Showing posts with label tasarım. Show all posts

Saturday, 18 April 2009

parle vous...?

O kadar saçma bir hareketti ki, hiç önemsememiş, burun kıvırıp geçmiştim. fakat fransızlar inatla devam etti yaymaya-hem de resmi sitenin büyük reklamlarıyla. düşün ki exupery'nin versiyonu 5 euroya satılırken bu işgüzar kabiliyetsizin kitabı 20 euroya satılmaya başladı. yönetim bilimi kitabı değil ki genişletilmiş baskı yapasın. köküne kadar ayrımcılık yapıyorum ki her haltında bu kadar tutucu davrandığı için gerzek statüsünde değerlendirdiğim fransız halkı, aldı sembollerinden birini uzaylı gibi çizen bu herifi bağrına bastı: Joann Sfar. Küçük Prens'i yeniden çizen adam!

Kötü kedi şerafettin çizgilerine sahip yeni küçük prens bilye gözlü, hin bakışlı, garip şekillerde kucağa oturan çocuk irisi garip bir tip.

Yazarın ve uçağın görünümünü hayal gücümüze bırakan yaratıcısına isyan ederek sigara tiryakisi oğlancı tipli bir karakter çizen sevgili Sfar bu işten güzel bir para kaldırdı. zehir zıkkım olmasını diliyoruz, o ayrı.


Kutadgu Bilig'in başı çektiği 100 temel eser listesinden 2005 yılında MEB tarafından çıkartılan, B612'yi bulan fesli bilimadamını anlatırken isim vermeden Atatürk'ün kıyafet devrimi kısmı yüzünden "diktatör olarak yansıtıyor" sebebiyle Türkiye'de her daim sansürlü basılan eni konu 40 sayfa küçük prens, artık doğduğu memlekette de kelimenin tam anlamıyla p.ç edildi. Vakti zamanında 50 franklık banknotlarn üzerine basılmıştı küçük prensin orjinal çizimi. Avrupa euroya geçti küçük prens ortada kaldı.


fakat sinir bozucu olan bu çizimi sıkça gördüğümden beri gözümün önünden gitmemesi. Mickey Mouse'ın kulaklarını çizmesen bir posuğa benzerdi muhtemelen. küçük prensin de saçlarını ve atkısını değiştirirsen ortada herhangi bir çocuk figürü kalmaz mı? kafası amerikan futbol topu şeklindeki çakma küçük prensin atkısı makina örmesi lamswool olduğndan kelli, uçları da sivri değil.


Kitabın tüm ruhunu yansıtan yalın, temel hatlara sahip çocuk çizimidir -çünkü bunları uçağı bozulan yazarımız çizmektedir ve resim çizmeyi çocukken bırakmıştır, yeteneği o günkü ile aynıdır. çünkü büyüdükçe unuttuğu çocuk algılayışını ortaya çıkaran, kendini o günkü bakış açılarını temsil eden küçük prensle özdeşleştirmesine sebep olan işte bu çizimledir zaten. yani gerçekte var olmayan kendi içindeki çocuğun ortaya çıkma ve tüm dünyayı sorgulama sebebidir, kendiyle hesaplaşmasıdır bu çizimler.


haliyle bu şartlarda uçağı bozulan oğlancı tipli tiryaki yeni yazarımız bir grafiker oluyor. içindeki çocuk ortaya çıkmıyor, kendiyle hesaplaşmasına gerek kalmıyor, kitabı yazmanın da bir alemi yok. İnan ki kızmıyorum. sadece öyle gönül rahatlığıyla, kocaman bir "aptal" diyorum. yani koca fransa kitabın ve içindeki çizimlerin neyi temsil ettiğini anlayamamış, yüz yıldır sansürlü okuyan bir türkler anlamışız öyle mi?


aslında bu çizimin isyanı da yine kitabın içinde var. hem de en sevdiğim cümlesinde:
"Senin ülkendeki insanlar dedi Küçük Prens, tek bir bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar... Aradıklarını da burada bulamıyorlar..."

Wednesday, 4 March 2009

The Goddess of Monsteria


Sivri burunlu, ince topuklu, fazlasıyla dişi bir ayakkabının üzerine waterproof boya kalemiyle jelibonlu gülen canavarlar dünyası çizmek! Cümle haline getirildiğinde bile “kafaya bak” dedirtecek kadar hayal dünyamı zorlayan bu işi 23 yaşında İzmirli bir kız gayet de ayık kafayla yapıyor. Hatta o kadar ki, tasarımlarına deviant sayfasında rastladığımda beğenip satınaldığı İtalyan ayakkabıların fotoğrafını çekmiş sandım-hem de uzun zaman boyunca. E tamam, bende eşeklik ki sayfayı adam gibi incelememişim ama kimin aklına gelir bu ufacık tefecik yaratığın içi topu turşucuk çıkacağını.

Nur Teker –namı diğer milkyhead- muhtemelen eline geçirdiği her şeyi boyayarak ve yine muhtemelen yarattığı şeyin ne kadar başarılı olduğunun farkında olmayarak başladığı bu işle ufaktan da olsa duyulmaya başladı. Arena dergisinde roportajı yayınlandı, Galatasaray'daki Lazy'de ürünleri satılıyor-hata hemen tükeniyor. Fakat çoktan Milano’da tasarım haftasında eserlerini sergiliyor olmalıydı. O kadar hastası sevdim işlerini.

Bir ayakkabıyı alıp ispirtolu kalemlerle boyama işini Adidas daha 2 sene önce keşfetmiş olsa da, Nur’un tasarımları çoktan almış yürümüş. Tasarımları ikonlar, boş alanlardaki sembollerden oluşsa biraz daha normale yakın olabilirdi elbet. Ama o ufak yüzeyler üzerinden koca bir dünyayı tüm detaylarıyla yaratıyor. Her bir köşesinde rengarek canavarlar, jelibonlar, şekerler, tabelalar, pamuk bulutlar, gaudi renklerinde binalar yükseliyor.

Ee ben şimdi niye pazarlamacı gibi bunu yazıyorum kendi bloguma dersek, sanırım bu küçük jelibonun uç noktalardaki başka kafası beni fazlasıyla etkiledi. Hem yarattıklarına şaşkınlığım hem her şeyin el yapımı ve özel tasarım olması hem de bir an önce ün salıp dünyaya açılması isteği. Yok yok şu an Avrupanın biyerlerinde moda tasarmı yapıyor olmalı. İnsanlar yeni tasarımlar için sırada beklemeli, tüm dergiler gavurca başlklarda Milkyhead yazmalı… evet evet, acil,derhal, hemen şimdi…
MUTLAKA ZİYARET EDİN! ZİYARET NE DEMEK BİLDİĞİNİZ AÇIN BAKIN EŞE DOSTA FORWARDLAYIN:
http://milkyhead.tumblr.com

http://www.facebook.com/group.php?gid=71737377664&ref=mf#/group.php?gid=71737377664